Yazar, yine ve yeniden, İnsanı insana insanla anlatmış. Bu cümleyi kaç defa kurduğumu hatırlamıyorum. Ancak her romanda bu cümle karşılık buluyor. Akıcı ve sade bir üslup, canlı bir içerik ve ustaca kurguyla okurun sıkılmadan kitabı okunması sağlanmış bu romanda da.
Yazarın romanlarında kendimizden bir parça buluyoruz mutlaka. Çevremizde gördüğümüz insanların gerçekçi bir şekilde satırlara aktarıldığını ve yaşayan bir dünya kurgulandığını gördüğümüzde bizler de o dünyanın içerisinde buluyoruz kendimizi. Bu yüzden hiç sıkılmadan, keyif alarak, yer yer gülerek, yer yer üzülerek okuyabiliyoruz.
Roman, 1950 yıllarında yaşayan bir aileyi ele alıyor. Savaşta bir ayağını kaybetmiş, sonrasında eskicilik yaparak geçinen Topal Emmi’nin ailesiyle, çevresiyle ve işi ile olan ilişkileri anlatılıyor. Zenginlikten fakirliğe geçen ailenin, zor ekonomik koşulların aile içi problemler doğurması ve aile içi iletişimi olumsuz bir şekilde etkilemesine şahit oluyoruz.
Yazarın her romanını keyifle okuyorum. Bu romanını da keyifle okudum. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir roman.