“Sevgisini ancak tutkuyla yaşayabilen Can gibi bir erkek için kadını, önce o bir şeye dönüşür ve tutku yayan bir tılsım halini alırdı. Bu tılsımın diğerleri tarafından fark edilmesi dehşet verici olmalıydı.”
“Adaleti korumak için değil yönetebilmek için hukuk fakültesine giden soysuzlardan da bazıları.
Aynı kalın ense, gömlekten sarkan aynı sarkık gıdı, aynı ışığı gitmiş gözler, aynı sözler…
Aynı türe ait parazitlerdi hepsi.
Diğerlerinin hakkıyla beslenen ve asla doymayan parazitler.”
Büyüdükçe artık bedenimizin değil, ruhumuzun acıdığı şeyler yaşamaya başlarız.
“Benim başıma neden bu geldi derken bulursun kendini. Ama nasıl bu darbeler olmasa elinizdeki heykelcikler ortaya çıkamazsa, hayatın ruhumuza yaşattığı acılar olmasa da biz, biz olamayız, olgunlaşamayız. Çünkü acı hisseden kişiden bir şey doğar: intikam ya da anlayış. Seçim bizim. Kendine acıyanlar intikamı seçerler ve sonunda intikamını almaya çalıştıkları şeye dönüşürler. Haksızlığa uğradığı için intikam peşinde koşan biri haksızlığa uğratır. Anlamayı seçenlerse olgunlaşırlar. Bırakın hayat sizinle uğraşsın, acıtsın. İntikama düşmeyin, anlayın, anlayın ki öğretsin, değiştirsin. Bırakın hayat sizi kendinizle tanıştırsın.”
“Olmamız gereken şeye dönüşebilmek için küçük küçük darbeleri ihtiyacımız vardır.
Maalesef darbeler acıtır, büyürken acırsınız.
Ama ancak acıyarak kendimizi bulduğumuzu kimse söylemez bize, belki de korkacağımızı sanırlar.
Halbuki ruhumuz acıdıkça kabuğu soyulur…
İçimizdeki güzellik dışımıza çıkana kadar.”