AĞLAMA
Sus ey masum çocuk
Zincirler vur volkan gibi yüreğine
İçine akıt gözyaşlarını
Penceresiz kalmış olsa da minik bedenin
Kelepçeler vurulmuş olsa da seni saran kollarına.
Dününe, bugününe, meçhule emanet yarınlarına
Ve tellere takılmış olsa da uçurtmaların.
Umutların, hayallerin..
Sus.
Ağlama.
Ağaçlar meyve vermeye utanır
Çiçekler renksiz kalır sonra.
Kolu kanadı kırılır kuşların, kelebeklerin
Işığını esirger güneş dünyadan
Ay perde çeker gözlerine karanlığın
Yıldızlar söner uzaktan.
Ama duymaz sesini duymasını istediklerin
Ve anlamaz derdini, anlamasını beklediklerin.
Belki de, mutluluklarına yol bulanlar olur halinden.
Kahkahalar patlatırlar içlerinde büyüttükleri şeytanlarına.
Selama dururlar gururla..
Sen sus iyisi mi..
Sus ki yücelsin adın onurunla
Ve gözyaşlarından beslenenler,
Susuzluktan kavrulsun yüreklerindeki çöllerde.
Susmazsan eğer,
Kucağında bebek İsalar,
Meryemler ağlar
Musaları Nil'den kurtaran