Dünya üzerinde daha kırılgan bir şey daha yoktu hatta belki de. Ay ışığında bu solgun alna, kapalı gözlere, rüzgârda titreyen bukleleri bakıp kendi kendime “bu gördüğüm bir kabuktan ibaret en önemli kısmı gözle görülmez” diyordum
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yerleri var diye bütün şehirlerden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, bir kaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanılır kılan şey iyi yönleriydi.