Dünya üzerinde daha kırılgan bir şey daha yoktu hatta belki de. Ay ışığında bu solgun alna, kapalı gözlere, rüzgârda titreyen bukleleri bakıp kendi kendime “bu gördüğüm bir kabuktan ibaret en önemli kısmı gözle görülmez” diyordum
Ne gördüm kapıların birer birer kapandığı bu dünyada?Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler?Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana?Birdenbire”buraya kadar!”dediler.Oysa bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiç bir ağacı,hiç bir gökyüzü parçasını kaçırmazdın.Bütün sularda gölgeni seyrederdin.Üstelik,daha önce haber vermiştik derler onlar.Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik.Sevginin ölümünü her pazar çanlar çalarak ilan etmiştik.İşte onların kanunları böyle.Bizimkilere benzeyebilir mi hiç?
“Sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru, insanlara karşı kendini koru!”