Reha Çamuroğlu beni sürekli şaşırtan bir yazar. Bir karakteri romanlaştırırken Sultan da olsa İmparator da olsa aramızdan biriymiş gibi anlatıyor bu naçizane eleştirim. Öncelilkle kitabı yazarken tamamen tarafsız bir bakışla yaklaşmış olaylara. Kitaba gelince hiç bitmesini istemediğim mükemmel bir eser yazmış. Tarihin arka odasında kalan Türk Hanedanı Zengilerin içinden yetişen deha bir Kürt Sultanı Selahattin Eyyübi(Kudüs Fatihi) ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Selahaddin’in cihat aşkı, yıldırım hızı, stratejik zekası ve büyük kahramanlığı bende bir hayranlık uyandırdı. Haçlıları (Reynald Şatillion’u) devirip Kudüs’ ün fethedilmesi ve sonrasında Haçlıların başına geçen Aslan Yürekli Richard’la karşılaşması çok güzel işlenmiş. Anlatılacak çok şey var sayfalarca yazabilirim ama tadı kaçmasın kesinlikle okuyunuz...
Von Goethe mektup tarzı romanların ortaya çıkmasını sağlayan çok yönlü ve Almanların en ünlü yazarı. Bu kitabında da ağdalı bir dil kullanarak bir mektuplar dizinini romanlaştırmış. Kitabın edebi yönü oldukça ağır basıyor. Sonu oldukça dramatik bitse de beğendiğim bir roman tarzı değil. Yazıldığı dönem itibariyle başyapıt sayılsa da bence günümüz için oldukça klasik bir eser. Yine de okumadan geçmeyelim ..
Fransız edebiyatının ünlü yazarı Victor Hugo’nun kaleminden idamların ve giyotinin büyük bir zevkle izlendiği ve eğlence aracına dönüştürüldüğü dönemde korkusuzca yazılmış bir eser. Halkın ve krallığın bir sirki seyreder gibi giyotinle idamları izlediği bir dönemde Victor Hugo bir idam mahkumunun gözünden yaşananları resmetmiş. Mahkumun içinde bulunduğu fiziksel ve psikolojik şartları muazzam bir şekilde anlatıp Romantik ve Humanist bir çizgiyle mahkumlara cezalarının verilmesi gerektiğini savunmuştur. O dönemde bu kitabı önce epey bir linç edilse de sonra ki dönemler için bir umut kaynağı oldu. Toplumsal sorunları ve izlenen yanlış siyaseti bir mahkumun dilinden okumanızı tavsiye ederim ..