Fatih

Fatih
Frangar, non flectar
Ahilik, Anadolu Türk'üne, alın teri ile geçinme, kendine güvenli yaşama yeteneği kazandırmış, bu ruhu onlara aşılamıştır. Ahiler, aralarında kurdukları güçlü ve etkili bir oto kontrol ile de standart, sağlam ve ucuz mal satarak, her dinden ve milletten kişilere, güvenli ortamda ürünlerini satarak işlerini yürütmüşlerdir
Sayfa 304·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Ahilikte de bilgi edinme, sabır, ruhun arındırılması , sadakat, dostluk,hoşgörü, yasaklara uyma gibi vasıfların verildiği aşamalardan geçilir. Bu vasıflara sahip olmanın dışında, Ahiliğin önde gelen altı ilkesi şunlardır: 1. Elini açık tut, 2. Sofram açık tut, 3. Kapım açık tut, 4. Gözünü bağlı tut, 5. Beline sahip ol, 6. Diline sahip ol.
Sayfa 300·Kitabı okudu
Alıntı
Bir insanın babası Bektaşi diye çocuğu da Bektaşi olmaz. Alevilik ile en önemli farklılıklardan birisi budur. Bektaşilik kişisel talep ve seçimle; Alevilik ise Alevi bir anne-babadan doğmak ile olur. Alevilerde bir Dede ölünce, yerine oğlu geçer. Bektaşilerde ise, her göreve bir seçim sonucu atama yapılır. Dergah mensupları arasından Derviş mertebesine yükseltilecekleri, ihvanın onayıyla· Baba seçer. Baba olacak kişiyi ise Dervişler arasından Halife Baba seçer ve Dede Baba' dan onay ister. Dede Baba, Babalar içerisinden ehil olanı "Halife Baba" tayin eder. Dede Baba makamının boşalması durumunda da Halife Babalar, kendi aralarından bir Halife Baba'yı, gizli oyla "Dede Baba" seçerler.
Sayfa 292·Kitabı okudu
Alıntı
Yeniden doğuş sonrası ilk kapı, dinsel yasaların öğretildiği Şeriat Kapısı' dır. Bunu, tarikatın gizli pratik ve sembollerinin verildiği Tarikat Kapısı ve mistik Tanrı biliminin öğretildiği Marifet Kapısı izler. Bektaşi için gerçek, ancak dördüncü kapı olan Hakikat Kapısı ile gözler önüne serilir. Ancak dördüncü kapının tüm makamlarını da tamamlayan kişi, marifetiyle Hakikate ulaşmış demektir ve bulduğu bu hakikat ile de marifet göstermesi mümkündür.
Sayfa 287·Kitabı okudu
Alıntı
Bektaşilik, Tanrı sıfatlarının hepsi insanda tecelli etmiş olduğu için insana çok değer vermiş ve insana, "Kuran-ı Natık" (Konuşan Kuran) demiştir.
Sayfa 286·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam