Fatih

Fatih
Frangar, non flectar
İstanbul
96 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Bir kere her tarikatın içinde Muaviyeci vardır. Rifâî içinde de, Kâdirî'de de, Halvetî'de de bulunur... İstisnasız her tarik içinde Muaviye'yi seven bir adam çıkar. Asgari bir kişi çıkar ama yine çıkar. Bektâşiyye'nin avâmından havâsına kadar, içinde bir tane adam bile çıkmaz ki Muaviye'ye tarziyede bulunsun. En kara cahili, dağlarda yaşayanı bile bunu yapmaz. Bektâşîler içinde avâmından havâsına müşterek bir şekilde tevellâ teberrâ vardır. Bu bakımdan tutarlıdır.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Bektâşî Âsitânesi bütün heterodoks zümrelerin Anadolu'daki Kâbe'si gibi olmuştu. Orada toplanıyorlardı. Her yerden geliş gidiş ve ikamet olduğu için de, her şey birbirine karışmıştı. Hangi usûl Hacı Bektaş'tan kalma, hangi usûlü Kalenderîler getirmiş, Hurûfîler bu işin içine ne kadar dâhil olmuş belli değildi artık. O zamana kadar Bektâşî kisvesidir diyebileceğim bir kisveleri de yoktu.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Alıntı
Makâlât'ın müellif nüshası yoktur. Aslı Arapçadır. Bu sahada araştırma yapan oryantalistler, Türk araştırmacılar ve Bektâşîler şu kanaate varmışlardır ki Makâlât, Hazret-i Hünkâr'ın sohbetlerinden derlenen notlardır. Elimizde Hazret-i Hünkâr'ın bizzat yazmış olduğu tek satır yoktur. ​"Harâret nârdadır sacda değildir" sözü de Hazret-i Hünkâr'a nispet ediliyor. Fakat Hazret'in manzum veya mensur bir eseri ya da nakledilmiş bir sözü yoktur.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Alıntı
Hacı Bektaş-ı Veli zamanında Bektaşilik
Şeriatle uyumlu olduklarını. Mesela Hacı Bektaş Velî efendimizin dem içtiğine dâir herhangi bir kayıt yok. Hazret'in meclislerinde şarap veya rakı içildiğine, esrar çekildiğine dâir herhangi bir kayıt yok. Namaz kıldığına dâir kayıt var, kılmadığına dâir bir kayıt yok. ​Vahdet-i vücûd ve Ehlibeyt anlayışının Bektâşîlikte kadîm olduğu doğrudur. Fakat Bektâşîler şeriatle ait meseleleri daha sonraki zamanlarda tamamen terk etmişlerdir. Bu bakımdan dışarıya bakan yüzü itibariyle ilk zamanları daha ılımlıdır demek istiyorum.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı
Başta arz ettiğim her tarikatın kendine mahsus bir duruşu/geleneği olduğu meselesi karşısında, Hazret-i Hünkâr’ın tamamen Yeseviyye’yi temsil ettiğini söyleyemiyoruz. Zaten Yesevîliğin içinde bile diğer Yesevî halifelerinin almadığı bir şey almış. Yesevîliği tek bir görüş kabul etsek, Yesevî halifesi olsa dahi tamamen Yesevî halifesi diyemiyoruz artık. Yesevîliği temsil etmiyor. İşin içine Vefâîlik ve Baba İlyas Horasânî de karışmış.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam