Kıymeti olan da köşesine çekilmesin, azıcık kendini beğensin, değil mi ya? Yoksa, bu millet, mütevazı olanı ayağının altında pas pas yapmayı pek sever.
Herkesin mutlaka gizli bir gönül ağrısı vardır beyim. Gönlünün yandığı, yanıp da varamadığı, İsteyip de alamadığı... O sebeple, aşk hikâyeleri dinlemeyi ahalice pek severiz. Bakışmalar, buluşmalar, kavuşmalar, ayrılmalar, ağlaşmalar, yalnızlıklar falan fışman...
Hem şu fâni dünyada kimin ruhu güzelliğe ve teselliye muhtaç değil ki? Güzel şiirler, çiçekler, sazlar, sözler, güzel çehreler... Ah o hayaller, hayaller... Serin bir rüzgâr gibi gönüllere ferahlık versin, kim İstemez ki?