Ne yazık ki, çevremiz lüks ürünlerin, pahalı şeylerin görüntüleriyle dolu olmasına karşın, sıradan şeyler ya da insanlar söz konusu olduğunda durum hiç böyle değil. Mütevazı şeylerle ilgili pek az teşvik ediliyoruz -örneğin bir çocukla oynamak, bir arkadaşla sohbet etmek, bir öğleden sonra güneşe çıkmak, temiz bir ev, taze ekmeğin arasına konmuş bir dilim peynir...
Biz telkinlerden bu kadar etkilenen yaratıklar olmasaydık, reklam yapmak da o kadar gerekli olmayabilirdi. Biz insanlar, duvarlarda güzel resimlerini gördüğümüz şeylere sahip olmak isteriz ama fazla sözü edilmeyen ya da başkaları tarafından övgü almayan şeylerle hiç ilgilenmeyiz. Lucretius da, 'isteklerimizi belirleyenin kendi duyularımız değil de, sağdan soldan duyduklarımız' olmasından üzüntü duyduğunu dile getirmişti.
Zenginliğe duyulan arzu da her zaman yalnızca lüks bir yaşantı sürme isteği olarak algılanmamalıdır. Belki de bu arzunun temelinde daha çok, takdir edilme ve insanlardan iyi davranış görme isteği vardır. Bir servet yapmak istememizin altında, çevremizdekilerin saygı ve ilgisini kazanmak gibi çok basit bir neden de yatıyor olabilir, çünkü bu servete sahip olmazsak çevremizdekiler bizi asla farketmeyeceklerdir. Bütün bu noktaları gözden geçiren Epikuros, bir avuç gerçek dostun, insana, bir servetin bile kazandıramayacağı kadar çok sevgi ve saygı kazandıracağı sonucuna vardı.
Toplumsal yaşam, başkalarının bizimle ilgili algıları ile bizim kendi gerçekliğimiz arasındaki uyuşmazlıklarla örülü. Temkinli olmaya çalıştığımız zaman aptallıkla suçlanıyoruz. Utangaçlığımız kendini beğenmişlik, başkalarını memnun etme isteğimiz dalkavukluk olarak algılanıyor. Bu yanlış anlamalara son vermek istiyoruz ama birden boğazımız kuruyor, ağzımızdan çıkan sözlerden hiçbiri asıl söylemek istediklerimiz olmuyor. En büyük düşmanlarımız bizim üstümüzdeki mevkilere atanıyor, bizi çekiştirmeye devam ediyorlar. Aslında, masum bir düşünüre yönelen bu haksız nefrette, bize adil davranmayı beceremeyen ya da bunu istemeyen insanlar yüzünden yaşadığımız acıların yankılarını duyuyoruz.