Nefret, aşk mektuplarının içine gizlenen gizli bir belge gibidir, tam karşıtıyla aynı temelleri paylaşır. .. Aşkın sonu başında saklıdır aslında, yıkımın ipuçları aşk doğduğu sırada önceden kendini göstermiş gibidir.
İnsan düşünerek sorunları yoktan var edebilir," demişti ... bana. Keşfedeceklerimin korkusuyla düşünmeye bile cesaret edemiyordum. Düşünme özgürlüğü, yolumuza çıkacak şeytanlarla karşılaşmaya cesaret edebilmektir. Ama korkmuş bir zihin gezinemez, ben paranoyarnın sınırları içinde kaldım, cam kadar kırılgandım.
Her şeyimi yitirsem de sevilmek, arzum budur: "Ben" den başka bir şey kalmasın geriye, ki bu gizemli "ben" benliğin en zayıf, en kırılgan noktasıdır. Yanında zayıf davranabileceğim kadar seviyor musun beni? Herkes gücü sever, ama Sen beni zaaflarımla seviyor musun? Asıl sınav budur. Yitirebileceğim her şeyden arınmış olsam, yalnızca ömür boyu sahip olacağım şeyler için sever misin beni?
Uzak bir geleceğe duyulan özlem ile uzak bir geçmişe duyulan özlem aynı madalyonun iki yüzüdür aslında. Geçmiş, zaten geçmişte kaldığı için daha güzel anımsanmaz mı çoğu za man? Çocukken benim için her tatil bittikten sonra mükemmel leşirdi, çünkü şimdiki zamanın kaygıları silinmiş, birer anıya dönüşmüş olurdu. Ne olduğu değil, ne alacaksa hemen olması önemliydi, böylece geriye dönüp yaralarımı sarabiliyor ya da neşeli bir anı zihnimde yeniden canlandırabiliyordum