Benmerkezciliğim o boyutlardadır ki her acı çekende anında kendimi bulur, her acıyı ben de çekerim. Kendimi sadece insanlarm değil hayvan ve bitkilerin yerine koyduğum bile olur. İnanılmayacak kadar çok sayıda insan keyifle boğa güreşini izleyebilir, kanlar içindeki yaralı boğaya ürpermeden bakabilir. Ama ben asla. Çünkü o sırada boğa olurum. Biri ağaç kestiğinde, ren geyiği, tavşan ya da fil avladığında tuhaflaşırım.
Bütün bu terslikler beni odama daha çok kapamak, daha iyi şeyler yazmamı sağlamak için özel olarak yaratılmıştı sanki! Gerçek bütün cephelerde saldırı altındaydım; dört bir yanda bozguna uğramış, çizdiğim sınırlara çarpa çarpa bir hal olmuştum. Böyle olunca da yapacak tek bir şey kalıyordu: Hayal alemine kapağı atıp orada yaşamaya alışmak. Kendi yarattığım şahsiyetler arasında duygu, adalet ve merhamet yüklü bir hayat.