Beni önce küçük bir kutunun içine koydular, gözlerimi açıp, “Bak,bu dünya,” dediler. “Burada yaşarsın.” Bazen sadece nefes almanın da yaşamaktan sayıldığını söylemediler. Nefes alırken ciğerlerinin oksijen değil de acı soluyabileceğinden bahsetmediler.
Sen yaptın, ben izledim. Sen gittin, ben kaldım. Beni bu dört duvar arasında yalnız bıraktın.
Sana kalamadım diye ben de kendimden geriye bir şey bırakmadım.
...en derin yaralar insanın içinde gizliden sinsice ilerleyip en zayıf noktasına konuşlanır ve en olmadık anlarda gürül gürül akan bir dere gibi ortaya çıkardı.