Osmanlı Devleti zayıfladıkça, Batılılar içimize girmiş, İslâm'a olan inanç ve güvenimizi yıkmışlardır. Bu güven ve inanç çözüldükçe biz de bütün kurtuluşu batılılaşmakta görmeye başlamışız. Böylece, artan, kökleşen bir kültür emperyalizminin, otokolonizasyonun kurbanı olmuşuz. Yeni yetişen kadro, tam anlamıyla batıya adapte olmuş bir kadrodur. İslâm Dünyası'nın her tarafında böyle bir adaptasyon nesli köşebaşlarını tutmuştur. Bu nesiller öyle yetişmiş ve yetiştirilmiştir ki, batılılardan çok kendi kültürümüze karşı koymakta, direnmekte, savaş açmaktadırlar.
İslam’ın dirilişi deyimiyle şüphe yok ki, İslam halklarının dirilişini söylemek istiyoruz. Yoksa İslam prensiplerinin değil. Çünkü: İslam prensipleri hiçbir zaman ölmemiştir ve ölmez, her zaman için dipdiridir, ezeli ve ebedidir
İsrail hapishanelerinde yatan Filistinli ve Ürdünlü esirler için caddelerdeki ve meydanlardaki gösterileri yeterli buluyor musunuz?
İsrail hapishanelerindeki esirler, vatanımız için kendi canlarından vazgeçmeyi göze aldılar, bu dava için en değerlisini verdiler. Fakat büyük bir üzüntüyle dile getiriyorum ki gerek Arap halkından olsun gerekse diğer Müslümanlardan olsun hak ettikleri ilgiyi görmediler.
Maalesef yöneticilerimiz zalim ve zorba, halklarımız ise uykuda. Ancak başlarına bir musibet geldığı zaman uyanır gibi oluyorlar ama aradan az bir zaman geçtikten sonra tekrar uyumaya devam ediyorlar. Islâm ümmeti düşmanların sömürgesinden böyle kurtulamaz.
Kesinlikle mücadele edilmesi gerek. Bu dava için caddelerin, meydanların her gün doldurulması gerek. Zalim yöneticiler aleyhinde yürüyüşler düzenlenmeli.
Susmakla, uyumakla bir yere varamayız. Ama gösterilere katılarak, sloganlar atarak tüm görevlerimizi yerine getirdiğimizi sanmayalım. Elimizden ne geliyorsa yapalım. Eli kalem tutanlar bu davayı yazsın. Hitabeti güçlü olanlar bu davayı konuşsun. Herkes bir şey yapsın; ama sakın sessiz kalmayalım! Çünkü sessizlik öldürür.
331. İbn Ömer (ra) anlatıyor:
Bir eşim vardı ve ben onu çok seviyordum. (Babam) Ömer ise onu beğenmiyor ve boşamamı istiyordu. Ben de buna yanaşmıyordum.
Bunun üzerine babam, Peygamber'e Var gelerek durumu arz etti.
Peygamber (sav) de bana:
-Ondan boşan, dedi.
(D5138 Ebû Dâvûd, Edeb, 119,120;T1189 Tirmizi, Talâk, 13)