“Ona göre insan ruhunun en az tahammül edebildiği şey, belki daha ötesi olmadığı ve kendimize mühlet vermeden yaşamaya mecbur olduğumuz için, saadetin kendisiydi. Saadet ve ızdırabın içinden geçeriz. Tıpkı çalılık, taşlık bir yolda yürür, bir bataktan kurtulmaya çalışır gibi ondan sıyrılmaya çalışırız. Fakat saadeti bir yük gibi taşırız ve bir gün farkında olmadan yolun bir ucunda bir köşeye bırakıveririz.”