Fuad Garayev

Fuad Garayev
@fuadgara
Human Resources
Master Business Administration
Azerbaijan | Baku
Azerbaijan | Baku
21 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Onun güzel ruhu 'äleme ay gibi nür verir...
Görse bülbül gibi her dem gül-i ra'nāy gönül Olur ăşüfte-şıfat hem dahı rüsväy göñül -Bülbül gibi her an o güzel gülü görse bu gönül, -Darmadağın olur ve bütün dünyaya rüsva olur. Neler itdi baña bu bī-ser ü bī-päy gönül Gönül iy väy gönül vä gönül iy väy gönül -Bu başsız ve ayaqsız gönül bana neler etti. -Ey gönül, vay gönül, vay gönül, ey vay gönül... Ben dimezdüm ki gönül zülf-i semen-sāya düşe Her kaçan göre perī-rüyı hemān pāya düşe -Ben demezdim ki gönül yasemin kokulu zülfe düşer. -Her defa peri gibi güzel yüzü görünce hemen ayağına düşer. Bu gönül yok yire her dem kuru sevdāya düşe Gönül iy väy gönül vä gönül iy väy gönül -Bu gönül her an boş yere kuru sevdaya düşür. -Ey gönül, vay gönül, vay gönül, ey vay gönül... Ruh-ı zībāsı virür 'äleme nür ay gibi İnlerem şăm u seher derd-ile ben nãy gibi -Onun güzel ruhu dünyaya ay gibi nur verir. -Sabah akşam dert ile ney gibi inlerim. Kaşı yasıdur iden ķämetümi yay gibi Gönül iy väy gönülvä gönükiy väy gönül -Kaşı yay gibi olan sevgili boyumu yay gibi eğer. -Ey gönül, vay gönül, vay gönül, ey vay gönül...
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçek âşıkın her an gönül şişesi kırık olmalıdır...
Ey seher yeli bu dil derdini var yâra be-gû, (Ey sabah yeli! Bu gönlün derdini sevgiliye söyle,) Yek-be-yek kıssa-i pür-guşşamı dildâra be-gû. (Bir bir, dolu dolu dertlerimin hikâyesini sevgiliye anlat.) Gözlerüm yaşı demidür hāk-i cismüm yaşlaya, (Gözlerimin yaşı, bedenimin toprağını sulamak için yeterlidir.) Bāgbān-ı dil nihāl-i mihr-i yārı aşlaya. (Gönlümün bahçıvanı, sevgilinin aşk fidanını diksin (sulayıp yetiştirsin)) Kim ki gözler ‘âr u nâmûsı aña âşık dimen, (Kim ki gözleri utanç ve namus duygusu taşıyorsa, ona âşık demeyin.) Âşıkun sıngun gerek her lahza göli şişesi. (Gerçek âşıkın her an gönül şişesi kırık olmalıdır.) Dõstum yakma beni geh cevr ü gâhi nâz-ıla, (Dostum, beni bazen eziyet ederek, bazen naz ederek yakma.) Būse ihsân it lebünden tâ ki gönlüm yazıla. (Dudağından bir buse ihsan et ki, gönlüm yazılsın (ferahlasın, huzur bulsun))
Şiir
O amber kokulu zülüfleri ise gönlümü tamamen esir etti...
Cânımı yaktı benim âh o yüzü gül-nâr nâr, (O gül kimi kırmızı yanaklı sevgili canımı yandırdı.) Gönlümü bend eyledi ol zülf-i anber-bâr bâr. (O amber kokulu zülüfleri ise gönlümü tamamen esir etti ve bağladı.) Ärızından gülşen içre güller almış reng reng, (Onun yanaklarından gül bahçesi içinde güller rengârenk renk almış.) Eylemiş dil bülbülünü karşusında zâr zâr. (Bu güzellik gönül bülbülünü karşısında aciz halde zarıldaya zarıldaya ağlatıyor.) Hicr ara zülfün gibi gönlüm benümdür târ târ, (Ayrılık sırasında gönlüm, senin zülüflərin gibi tel tel parçalanmış.) Giceler uyhu yüzin görmez gözüm bî-dâr dâr. (Geceleri gözüm uyku yüzü görmüyor, sürekli uyanık kalıyor.) Görmedüm bir saña beńzer iy yüzi bedr-i münīr, (Ey ay gibi parlak yüzlü sevgili, sana benzer birini görmedim.) Bulmadum bir çeşm[i] sāḥir ģamzesi mekkār kār. (Sihirli ve aldatıcı göz kırpışına sahip bir göz de bulmadım.) Genc-i ḥüsninde nigārum zülfin itmiş pīç pīç, (Güzellik hazinesinde sevgilim zülfünü dolaşık dolaşık etmiş.) Gösterür sihr-ile her bir kılın itmiş mār mār. (Her bir telini sihirle yılan gibi gösteriyor.) Ş'ol kadar āh eylédüm dökdi gözüm yaş yaş, (O kadar çok ah çektim ki gözlerimden yaş yerine kan aktı.) Ol katı sengîn dile itmedihergiz kar kār. (Fakat o taş gibi sert gönül hiçbir zaman bana karşı yumuşamadı.) Muțribă bezm içre her dem nale kılsa çeng çeng, (Sazende mecliste her an çeng çalıp inlese de,) Bu Muhibbı göz yaşını ide aña tar tār. (Bu Muhibbî’nin göz yaşları kadar kederli bir ses çıkaramaz.)
Şiir
Bir an bile elinden bırakma o saf şarabı...
Niçe gündür gözlerem ol gözleri āhūları, (Nice (kaç) gündür o ahu gibi güzel gözleri gözlüyorum,) N'eyleyem derdā dirīĝā görmedüm äh oları. (Ne yapayım, eyvahlar olsun, yazıklar olsun, hâlâ onları göremedim.) Ol cefākāruñ cefăsı gö lüme her dem gelür, (O cefakârın cefası her an gönlüme geliyor,) Ol sebebden gözlerümden yaş yirine dem gelür. (O yüzden gözlerimden yaş yerine kan geliyor.) Aleb kılmaz bu cān-i nätüvän genc, (Bu zayıf can, hazineden (dünya malından) talep etmez.) Baña mihrüń yiter iy dilsitän genc. (Bana senin sevgin yeter, ey gönül alan güzel.) Merdâne er ki görse kılıç ok u ya güni, (Yiğit bir er, kılıç, ok ve yay gününü (savaş gününü) görünce,) Ol gün gözine görine zevk u şafă güni. (O gün ona zevk ve şifa günü gibi görünür.) Mescidde eger görse müezzin o ķāmeti, (Mescitte müezzin o boy posu (sevgilinin endamını) görse,) Kendin yitüre añmaya hergiz o ķāmeti. (Kendini kaybeder, bir daha o kameti (boyu) hiç unutamaz.) Jeng-i ġamdan diler-iseń ola kalbüń şāfi, (Eğer gönlünün pasını (gam pasını) gidermek istiyorsan,) Koma elden koma bir lahza şarāb-i şāfı. (Bir an bile elinden bırakma o saf şarabı.) Küyına varmaga yarun gözyaşı virmez geçid, (Sevgilinin mahallesine varmak için gözyaşı geçit vermez.) Kanlu sudur bir gün alur korkaram ol su seni. (O kanlı bir sudur, bir gün seni de alır, korkarım o su seni yutar.) Aşināñı yad idüp bigāneyi yād eyledüfi, (Tanışını anıp, yabancıyı anıyorsun.) Bilmezem kim saña nesi hos gelür bigänenün. (Bilmiyorum ki sana yabancının nesi hoş geliyor?)
Muhibbi der ki...
Her kaçan āşıķa feth ola mahabbet kapusı, (Âşığa her ne zaman aşk kapısı açılsa Niçe yirden açıla üstine mihneť kapusı. (O kapının üstüne birçok yerden mihnet (sıkıntı, eziyet) kapısı da açılır) Sineye gelse müjen tīri eyā kaşı kemān, (Ey kaşı yay gibi olan sevgili, kirpiğin oku gönlüme değse) Anı ‘ışk ehli bilür cānına rahat kapusı. (Bunu ancak aşk ehli olanlar bilir ki, o canına rahat kapısıdır) Aşıka cevru cefa eyleme rahm eyle bugün, (Âşığa eziyet etme, bugün ona merhamet et) Yarın üstüne senün açıla rahmet kapusı. (Yarın senin üzerine de rahmet kapısı açılsın) Ol țabib-i diTölürsem de baña virmez cevāb, (O gönül doktoru (sevgili) “Ölürsem” desem bile bana cevap vermez) Bagludur ben hastaya benzer ki sıhhat kapusı. (Ben, sıhhat kapısı kapalı olan bir hastaya benzerim) İy Muhibbi ger melämet itse zāhid gam degül, (Ey Muhibbî, zahit(soflu kişiler) seni kınasa bile gam değil) Çün ezel açılmadı ‘uşşāķa şöhret kapusı. (Çünkü ezelden beri âşıklara şöhret kapısı açılmamıştır)
Şiir