b

seni seviyorum ama sen bunun ne demek olduğunu bilemezsin çünkü kendinden başka birini hiç sevmemişsin. şu son hafta hep bunu göstermeye çalıştım sana. tüm söylemek istediğim, bir gün, gerçekten aşık olduğunda, bugünü hatırla. seni öpüşümü ve odadan çıkışımı hatırla. onca yolu yürüyüp de arkama dönüp bir kez olsun bakmadığımı hatırla. beni izlediğini biliyordum. tüm bu yaptıklarımı ve seni sevdiğimi hatırla. benle ilgili her şeyi unutsan dahi, lütfen bunu hatırla. yoldan aşağı yürüdüm ve hiç dönüp bakmadım sana, oysa seni seviyorum. seni seviyorum. seni öyle çok seviyorum ki bugün yüzünden senden sonsuza dek nefret edeceğim.
"birinin gitmesinin ne demek olduğunu bilirim. bir hafta ıstırap çekersin, sonra bir hafta üzülürsün, derken unutmaya başlarsın ve sonra, hiç böyle bir şey olmamış gibi, sanki tüm bunlar başka birinin başından geçmiş şeylermiş gibi gelir ve omuz silkmeye başlarsın. hayat işte, bu işler böyle dersin. bunun gibi aptalca şeyler işte. sanki bir şeyleri sonsuza dek kaybetmemişsin gibi." "ben unutmayacağım. asla unutmayacağım." "unutacaksın. ben de unutacağım. hayatımıza devam etmemiz gerekiyor. ne kadar üzücü de olsa." epey sonra şöyle dedi: sen üzüntünün ne olduğunu ne bilirsin ki?
ansızın, oradayken bile tek vücut, tek kişi olduğumuz hissine kapıldım; o bir kaybolacak olsa ben de diğer yarımı kaybetmiş gibi olacaktım. ölüme benzer korkunç bir duyguydu, oysa bir şeylere benden daha az kafa yoran ve kendisiyle daha az meşgul biri bunu basitçe aşk olarak yorumlardı.

b

, bir kitabı okumaya başladı
John Fowles
8.3/10 · 2.718 okunma