🇵🇸Filistin meselesi (9) kaynak: Bbc - Londra 1993 – Oslo Barış Süreci Haziran 1992’de İsrail’de sol kanadın, yani İşçi Partisi’nin iktidara gelmesi çok kuvvetli bir barış sürecini başlattı. Sertlik yanlısı olarak gösterilen Başbakan Yitzak Rabin ile “güvercin” olarak gösterilen Şimon Peres ve Yosi Beilin, Filistinlilerle barışı konuşacak çok uygun bir ekibi oluşturuyordu. Körfez Savaşı’ndan sonra konumu zayıflayan FKÖ bu barış pazarlığından sonuç almayı umuyordu. Washington’daki ikili görüşmeler tıkanınca İsrail, FKÖ’nün katılımına yönelik itirazını kaldırdı. Daha da önemlisi Dışişleri Bakanı Peres ve yardımcısı Beilin, Norveç’in girişimi olan gizli bir müzakere zemini kurma imkanını inceliyordu. Washington’daki ikili görüşmelerden sonuç alınamayacağı anlaşılınca gizli Oslo kulvarı 20 Ocak 1993’te açıldı. Norveç’in Sarpsborg kasabasında görülmemiş ilerleme kaydedildi. Filistinliler işgal topraklarından aşamalı çekilmeye başlaması karşılığında İsrail devletini tanımayı kabul ediyordu. Görüşmeler İlkeler Deklarasyonu’nu getirdi. Bu belge Washington’da imzalanırken, Arafat ile Rabin arasındaki tarihi tokalaşmayı 400 milyon insan canlı izledi. 1994 – Filistin Yönetimi’nin kurulması İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü, İlkeler Deklarasyonu’nun başlangıçta nasıl uygulanacağı konusundaki anlaşmayı Kahire’de 4 Mayıs 1994’te imzaladı. İsrail, Gazze Şeridi’nin çoğunu terk ediyordu. Sadece Yahudi yerleşimleri ve etraflarındaki arazilerde İsrail varlığı sürecekti. Batı Şeria’da ise Eriha kentini Filistinliler’e bırakıyorlardı. Bu pazarlıklar güçlükle yürütüldü ve Batı Şeria’nın El Halil kentinde düzenlenen bir katliam neredeyse görüşmelerin kesilmesine yol açıyordu. Tarihi İbrahim Camii’nde sabah namazı kılan Filistinliler’in üzerine makineli tüfekle ateş açan Yahudi
🇵🇸Filistin meselesi (5) kaynak: Bbc - Londra 1948’e girilirken Arap ve Yahudi birlikleri birbirlerinin elindeki topraklara saldırıyordu. Yahudi güçleri, İrgun ve Lehi militanlarının desteğinde, daha fazla ilerleme kaydetti; Yahudi devletine ayrılmış toprakların yanı sıra, Filistinlilere ayrılmış bölgeleri de ele geçirmeye başladı. Irgun ve Lehi örgütlerinin militanları, 9 Nisan’da Kudüs yakınlarındaki Deir Yasin köyünde çok sayıda Filistinli’yi katletti. Katliam haberi, Filistinliler arasında hızla yayılıp dehşet yarattı ve yüz binlercesi Lübnan, Mısır ve şimdi Batı Şeria denen bölgeye kaçtı. Yahudi orduları, Necef Çölü’nde, Celile’de, Batı Kudüs’te ve sahildeki düzlüklerin birçok bölümünde galip geliyordu. İsrail devleti ilan edildikten bir gün sonra, Ürdün, Mısır, Lübnan, Irak ve Suriye orduları, hemen İsrail’de işgale başladı ama püskürtüldüler. İsrail ordusu küçük bölgelerde süren direnişi de bastırdı. Ortaya çıkan ateşkes hatları, İngiltere mandasındaki Filistin’in çoğunluğunu İsrail’e bırakıyordu. Mısır, Gazze Şeridi’ni elinde tuttu. Ürdün de Kudüs çevresindeki toprakları ve şimdi Batı Şeria denen bölgeyi ilhak etti. Bunlar, İngiltere manda topraklarının yüzde 25’ini oluşturuyordu. Bu durum 1967 savaşına dek sürdü. 1964 – FKÖ’nün kuruluşu 1948’den beri, İsrail’in ortaya çıkışına verilecek karşılığa önderlik etmek için Arap devletleri arasında rekabet vardı. Bu yüzden Filistinliler olaylara seyirci kalıyordu. 1964’te Kudüs’te kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) hemen ardından Arap devletleri tarafından tanındı. Bu devletler FKÖ’nün esasen kendi kontrollerinde kalmasını istiyordu. Ama Filistinliler gerçekten bağımsız bir örgüt istiyordu ve 1969’da örgütün başkanlığını ele geçiren Yaser Arafat’ın amacı da buydu. Kendisine bağlı, beş yıl önce gizli
Reklam
************************************Otobüs yolculuğu yapıyorum.Karin Karakaşlı "Can Kırıkları"öykü kitabına başladım az önce. Kitaptaki ikinci öykü 99 depremiyle ilgili. AkilliBidikAkilliBidik Bu ülkede kısır döngüler değişmek zorunda. değiştirmek zorundayız düşünüyorum başka çare bulamıyorum. Can KırıklarıCan Kırıkları "altımdaki zeminin titrediğini fark edemedim bile bir iki saniye. Ama o homurtu inkar edilemez bi­çimde oradaydı. Hayatımda duyduğum en korkunç sesti. Yerin öfkesiydi, magmanın gazabıydı. Benim gibi kasıldığını, sancılan­ dığını duydum dalga dalga. Damla'yla birbirimizin elini tuttuk sı­ kıca, iki küçük çocuk gibi. Bir şeyler devrildi salonda. Damla ba­ ğırmaya başladı,"Allahım, Allahım" diyordu durmadan. Benimse gıkım çıkmıyordu. Sanki acım cisimleşmişti, öyle hissettim. Acım homurdanıyordu, ben suskundum. Geçmesini bekledim, deprem dediğin geçerdi sonunda, ama bu gelen bitmiyordu, hiç ama hiç gitmiyordu. Duvarların çatlama sesini duydum, bir yerler gıcırda­ dı, zangırdadı. Deprem bestesi. O sarsıntı durduğunda biz hala titriyorduk. "Çıkalım hemen, yine başlayabilir" dedim. "Bu bir can pa­zarı. Zamanında yaşamını kurtaramayarak sebep olduğum ölüm­lere karşı hazırlıklı olamam." Sustuk karşılıklı." ************* ************* ******************************** Deprem Gecesi Kışladan Çıkan Subay Bir Ekşi Sözlük Yazarının Antakya İzlenimleri Depreme Antakya'da yakalanan, tugay komutanının inisiyatifiyle o gece kışladan çıkan üsteğmen bir Ekşi Sözlük yazarı, yaşadığı cehennem gibi günleri anlatmış. Öncelikle merhaba. 6 şubat 2023 günü antakya'daydım. biraz uzun bir yazı olacak. size deprem anından beri yaşadığım ve yazmaya fırsat bulduğum 8 günlük hikayemi anlatmak istiyorum. afad neredeydi? hatay kaderine mahkum mu bırakıldı? düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. allah o