İçimde yükselen ama sonunda yine de sessiz kalan, insanlara gerçekliğin sıradan sıkıcılığını anlatma dürtüsüne her seferinde yenik düşerim. Sonra hemen, diğerlerinin de olup biten her şeyin ne denli acınası olduğunu bildiklerini fark ederim. Bu seferde o insanların sahip olduğu bu bilgiyi kasten mi gizli tuttukları, yoksa başka nedenlerle mi bu konu hakkında konuşmak istemedikleri meselesi meşgul eder zihnimi. En sonunda da hepimizin bu apaçık zavallılıkla nasıl bu kadar iyi başedebildiğimiz sorusu
belirir.