fûrey'a

Seni dinler isem...sana öğrettikleri gibi bana da durmadan söyleyenlerin sözlerini dinler isem; elmaları, armutları, zerdalileri, asmaları, hatta gülleri, hepsini, tez elden kesmeliyim.
Sayfa 38 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Yanıbaşında durup bakıldığında, üzerinden geçildiğinde değil; Kırklar Tepesi'ne çıkıp yukarıdan seyredildiğinde görüldü ki; ne kırmızı kiremitli evler, ne Acıçay'ın üzerine kurulan dört delikli taş köprü, ne Ulu Cami'nin minareleri, ne de Kervansaray ovaya böylesine müdahale etmemiş.
Sayfa 36 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Buldozerlerin dişleri toprağa saplandığı zaman... Motor gürültülerinin yavru kuşları yuvalarından ürküttüğü zaman... Ağaçların devrildiği, kayaların demir matkaplarla delindiği, suların önünün kesildiği zaman... Bulutların kirlendiği zaman... O durgun göl kenarında, kamışlıkta, akşam, balıkların ve su kuşlarının, rüzgârın ve titreyen çimenlerin, kertenkelenin, sincabın ve tarla kuşunun birlikte söylediği İlâhi ansızın kesildiği zaman...
Sayfa 36 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
O dükkânda, o kuş sesleri, yeşil yapraklar arasında kalmayı nasıl istemiştim. Yün kokusu, yorgan yumuşaklığı, pamuk tozu. İğne ve iplik. Bir eğik baş, bir çift sulu göz.
Sayfa 33 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Kısa bir süre yenilmişliğin, başarısızlığın ızdırabı ile donuklaşacak yüzü, bulutlanacak. Sonra henüz çocukluğu, yani henüz önündeki uzun yıllar, yani fırsatlarla imkânlarla dolu gelecek; bilmediği, tanımadığı yerlerinden fışkıran arzu, o saf iyimserlik güldürecek yüzünü.
Sayfa 28 - Dergâh Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam