Az sonra galiba dondurma alacağım.
Kızımla birlikte çarpışan otolara bineceğim. Zinnure bizi öteden kederle seyredecek. Lunaparkın cıvıltısı iğneleyip duracak zavallıyı. Ah Süleyman ah. Sen o duvarın üzerinden hiç inmeyecektin. Minareden yıldızları seyredecektin. Ehl-i tarik bir yorgancı ustası ne güzel. Dükkânın bir köşesinde ıtırlar, fesleğenler. Ama bir yorgancı çırağının asfaltlara belenmiş sokaklarda, blok apartman önlerinde, minareleri görünmez olmuş şehirlerde esamesi mi okunur?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Suyun sesini dinlerdik. Güğümün altından gelen ses, ortalara doğru dolan, ağdalanan, boğaza yaklaştıkça tizleşip şırıltısını şaklatan ses. Varsın aksın. Soğusun. Bulgur, bulgur üzerinden taşsın, azıcık köpüklensin.
Yaz güneşi her yanları yakmış olurdu. Serin, sulanmış süpürülmüş avlulardan geçerdik. Maltızlar yanmış olurdu. Başkâtip Hasan Efendi çilingir sofrasını yediveren gülün altına kurardı.
Sende iş var.
Yok canım düpedüz harcanıyor bu çocuk.
Elinden bir tutan olsa, zavallı yetim.
Ah nolsaydı nolsaydı da harcanmasaydım. Bozuk para mıyım ben. Ha, söyle bakalım, sen benim kronolojimi biliyor musun? Hakkımda konuşup duruyorsun, yaz bakalım nolacak.