fûrey'a

Beyaz, kurşundan büyük kubbelerde sert yaz aydınlığının eriyişini, dumanlı bir şey oluşunu, Boğaz bahçelerinde ve Haliç sırtlarında yükselen çınar ve servilerin güzelliğini tatmıştır. Üsküdar'ı ve İstanbul'u Kandilli ve Ortaköy'ü, Bentler'i onun desenlerinde bir eski şarkıda tadar gibi duymak mümkündür. *Antoine Ignace Melling : Fransız seyyah, mimar ve ressam. İstanbul'daki çeşitli yapıların inşa ve restorasyonunu üstlenmiş ve ayrıca İstanbul'un çeşitli semtlerinden manzaralar içeren gravürler yapmıştır.
Sayfa 184 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İstanbul'u dilinin ucunda bir tat, gözlerinde bir kamaşma gibi kendi bünyesinde taşıyordu.
Sayfa 178 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Yontulmuş mermer, yaldızlı kitabe, nakışlı saçak, güzel yazı hoşuna gidiyordu. Sonra İstanbul'u seviyordu. Güzel ve sanatkârca yaşamaktan hoşlanıyordu.
Sayfa 177 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
III. Ahmed saltanatının ilk devirlerinde Haliç'teki Karaağaç Sarayı'ndan hoşlanır. Daha sonra I717'de Hasköy'deki Aynalıkavak Sarayı'nı yaptırır. Bu saraya adını veren aynalar Venedik'ten gönderilmişti. Padişah çiçek hastalığına tutulduğu bu Haliç yalısında ancak bir yaz kalır. Ve ondan sonra Beşiktaş Sarayı'nı tercih eder. Devrin edebiyatında o kadar yer alan Sâdâbâd'ın yanı başında Boğaziçi hiç de sönük değildi. Yalnız eğlenceler daha çok Sâdâbâd'da yapılıyordu. Bu Sâdâbâd zevkini anlamak için Haliç'in o zamanlar henüz bugünkü gibi sanayiye terkedilmediğini ve iki köprünün onu İstanbul'un umumî manzarasından ayırmadığını düşünmek lâzımdır.
Sayfa 177 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Gönül ne Göksu'ya mâil ne Sârıyâr'a gider / Sipâh-ı gamdan emin olmağa Hisâr'a gider
Sayfa 168 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat