Kitabı hazırlayandan biraz bahsedeyim de aradan çıksın. Üzerinde pek uğraşılmayan bir hazırlama(!) olmuş. Ali Fuat Örenç, bu konuda net bir şekilde sınıfta kalmış. Adeta aslında kopyala yapıştır formatında oluşturulan kitap, fazlaca farsça, yani osmanlıca, ifade içermekte. Normalde böyle şeylere pek takılmam, ancak gerek kitabın sunuş kısmında kitabın genel hatlarıyla yağlandıra ballandıra anlatılması, gerekse hazırlayan tarafından çok iş yapılmış gibi lanse edilmesi trajikomik bir durum. Yani bazı kimseler anlayabiliyor diye birçok meraklı okurun hevesini kursağında bırakmaya gerek yok. Eğer meraklıysanız ve Osmanlıcanız zayıfsa, kitabı almadan önce etraflıca düşünebilirsiniz.
Gelelim asıl konumuza. Topçu subayı Şemsettin (Ergün) Efendinin hatıratı, Darülfünun Hukuk Fakültesini terk edip orduya yazılmasıyla başlıyor, ardından başından geçen olaylara onun gözünden şahit oluyoruz. Savaş eğitimi, divan-ı harpte yargılanması, bombardımanlar, hastalıklar... Ve en son esirlik döneminde yaşadığı zorluklar, İngilizlerin türlü türlü kandırmacaları, intihar teşebbüsleri... Savaşın en kötü yüzünü görüyoruz, Şemsettin Efendi'nin hatıratında. Ve en sonunda, Şemsettin Efendi ve arkadaşlarının esirlikten azad oluşuna şahit oluyor, onunla beraber seviniyoruz. Eğer ki 1.Paylaşım Savaşı'nın Osmanlı açısından son demlerine şahit olmak istiyorsanız, yukarıda yazdığım uyarıyı da dikkate alarak kitaba bir göz atabilirsiniz.