Aynı şekilde çocukların kafalarına da doldurabildikleri kadar düşünce doldururlar. Çocuklar her gün düşünce hasırlarını didiklemek zorundadırlar. Bir tek en sağlıklı olanları bu düşünceleri kendilerinden uzak tutarlar. Bir ağın deliklerinden süzülürcesine ruhlarından salıverirler. Ama çokları kafalarına en ufak bir boşluk kalmamacasına ışığın zerresi bile içeri sızmamacasına düşünce yüklerler. Bunun adına "RUHU EĞİTMEK" Sonuçta ortaya çıkan çılgınlığa da "EĞİTİM" derler.
"Hani şu Portekizlinin arabası, hatırladın mı?... İşte aynı onun gibi koca bir araba alıp içini hediyeyle dolduracağım, sırf senin için... Ama sakın ağlama, krallar ağlamaz."
Seni geçtiği her yerde bitkilere, ormanlara hayat veren bir nehir gibi seviyorum. Seni susayana şu veren, insanı istedikleri menzile ulaştıran bir nehir gibi seviyorum.