Furkan

Furkan
@furrkkan
Tanrı dünyayı yarattı, sonra insanı ve sonra da terk etti.
8/10
·272 syf.··
2025 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2025 23:44
Evet, Victor Frankenstein tam olarak bu görüşteydi. Tıpkı Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’deki İvan’ı, Suç ve Ceza’daki Raskolnikov’u, Yeraltından Notlar’daki o yeraltı adamı gibi… Victor Frankenstein, aklın sınırlarını her zaman zorlayan; büyük bir lütuf, aynı zamanda büyük bir düşmandı. Victor, yaptığı doğaüstü çalışmaların ardından kendini bir yaratıcı olarak görür, Tanrı rolünde hisseder. Yarattığı bu canavarın korkunçluğu ve çirkinliğinden dolayı onu hemen terk eder. Bu canavarın yalnız kalışı, toplumda yer edinmesini olanaksız kılar. İnsanlar tarafından dışlanır, aşağılanır, hor görülür, kovulur, saldırıya uğrar… İçinde merhamet ve sevgi olan bu canlı zamanla dışlanmışlığın içinde yalnızlaşır. Yalnızlaşan her insan gibi Tanrı’ya sığınırız; onun içimizdeki varlığını hisseder, huzur ararız. Peki bu canavar, yaratıcısı tarafından reddedilince ne yapar? Kime sığınır? Kimde teselli bulur? Evet, insanda… Eğer İvan Karamazov gibi, Raskolnikov gibi yalnızlık ve acı çeker. Bambaşka bir kimliğe dönüşür. İnsanlığa, sevgiye, merhamete uzak kalır; kalbi kötüye, acımasızlığa doğru yönlenir. Çünkü bunca zalim, acımasız insan varken neden sessizsin, diye yakarışlarda bulunur. Bu sessizliğin ardından başka bir kimliğe dönüşüverir. Victor Frankenstein’in canavarı tam olarak öyleydi. Her ne kadar korku temasını alsa da içinde derin ve çok katmanlı felsefi anlamlar barındıran bir eser. Mary Shelley’nin bu kitabı çok genç yaşta, on dokuz yaşında ve sadece on günde yazmış olması muazzam bir güç…
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
MUAZZAM BİR ESER.. TAM BİR BAŞYAPIT..
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2025 19:37
Fyodor Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler adlı eseri, yalnızca bir aile dramı değil; insan ruhunun derinlerine yapılan felsefi bir yolculuktur. Bu yolculukta her karakter, farklı bir iç çatışmanın taşıyıcısıdır. Bunlardan biri olan Dmitri Karamazov, özellikle “tutku” ve “suç” kavramlarının kesişiminde duran bir figürdür. Dmitri, dışarıdan bakıldığında hareketli, savruk, kontrolsüz tutkulara sahip biridir. Ancak asıl dikkat çekici olan, onun ruhundaki gerilimdir: Bir eylemin sınırında durmak ile o eylemi gerçekleştirmemek arasındaki o ince çizgide sıkışmış bir insandır. Dostoyevski burada önemli bir soru sorar: “Bir insan, sadece bir şeyi düşünerek, ya da içten içe kabullenerek, gerçekten suç işlemiş olur mu?” Bu karakter üzerinden Dostoyevski, eylemler kadar düşüncelerin ve niyetlerin de ahlaki sorumluluk taşıyabileceğini ima eder. Belki bir suç işlenmemiştir, ama insan bazen düşüncelerine “izin vererek” ya da onlara göz yumarak kendi içinde bir tür cezaya mahkûm olur. Bu ceza ne mahkeme kararına ne de toplumun yargısına bağlıdır. Bu, vicdanın iç sesiyle verilen bir hükümdür. Dostoyevski’nin felsefesi burada sertleşir. Modern dünyanın “eyleme bakarız” diyen adalet anlayışının aksine, Karamazov Kardeşlerde insanın ruhsal alanı da sorgulama alanıdır.
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma