Fuzuli

yol günlükleri
Saatimi sabah namazında abdest alırken gece Alaaddin camii şadırvanında unut olabileceğim geldi. Namazdan sonra oraya geçtim tevafuk sadirvana geldiğimde bir abi saati aldı namazdan çıkanların yanına doğru gelmeye başladı. Saatime tekrar kavuşmuş oldum. Bir hatıra daha birikti bu şehirde. Şehir yavaş yavaş uyanıyor. Gece bir saatlik uyku yetmiş gibi cami cemaatine takılıp bi börekciye gitmek ya da bi çorbaciya uğramak en sağlıklı secimlerden biridir ama kursunlu caminde cemaat bir elin parmakları kadardı ama imam efendi iki rekatte de okuyacağı ayetleri ayrıca seçmiş gibiydi gün içinde meaalerine ayrıca bakman gerekecek. Yavaş yavaş artık bu şehirden ayrılma zamanı. Yirmi yıl önce gelip soğuktan gezemedigim bu şehrin sokaklarını bir yaz günü sabaha kadar arsinlamis olarak dönüyorum. Müzeleri gezmekse bir başka vaktin nasibi sanırım. Eskişehir güzel, nezih, sessiz, sakın huzurlu bir diyar olarak kaldı yadimda vesselam...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Porsugun kenarında radyo 7 de aklıma gelince anılar depreşti haliyle belki buradan Adaya geçecek oluşumunda etkisi olabilir. Bilemiyorum nasıl olsa her şey bir şekilde o şeye çıkıyor. Ne demişti şair "Her şeye benzeyebilirken o/ hiçbir şey benzemez ona" ve dilime dolanan bir şarkı radyo 7 tadında... "Her Sevda Bir Ölümmüş Sözleri Unutmaya beş kala gözlerini Ve sana dair ne varsa bitmeye yakın İşte o gün ben her şeyimi sende bıraktım"
yol günlükleri
Sanırım 2007 yılıydı varyanttan amaçsız yürürken kendimi bir anda Çankaya'da sonra da Basmanede bulmuştum. İlk tren nereye slye sormuş Kütahyaya bilet almış ama sabah çok erken olduğu için Eskişehir'de inmiştim. Dehşet bir soğuk vardi bir Egeli için titreye titreye yürürken başımdaki citirtilardan kafamın içindeki nemlerin buza dönüştüğünü hissediyordum. Güç bela Reşadiye camine kadar geldim. Her yer o kadar soğuktu ki abdest alıp sabah namazinin kazasını yapmaya nefsime ikna edemedim. Sonra tramvay görür görmez ısınmak için atlamış otogara gitmiş Kütahyaya bilet alıp geçmiştim orada da her yerin buz tuttuğunu görünce tekrar otobüse binmiş 24 saatte hiçbir yer görmeden tekrar İzmir'e dönmüştüm. Şimdi tekrar Eskişehirdeyim bu sefer hava serin bir arkadaşı ziyaret edip şehri dolaşabilmek için yanında kaçtım. Bir şehri hissetmenin en güzel yolunun hep sokaklarında kaybolmak olduğuna inanmışimdir. Özellikle el etek çekildiğinde sokaklar bana kalmış gibi bir hissiyat hissederim. Bu his ayrı bir mutluluk verir bana. Yine önce Reşadiye camını buldum kilitlenmisti. İnternette Kurşunlu cami açık olabilir yazıyordu oraya geçtim orası da kilitliydi hemde zincirlenmiş. Sokaklar tertemiz çok güzel düzenlenmiş bir şehir. Önceden de severdim bu şehri uzaktan ama şimdi daha samimi geldi. Ama bir gece vakti yolunuz düşerse buraya namaz kılmayı geçtim abdest alacak bir sadirvan bile bulmak zor. İhtiyaç gidermek için Kurşunlu caminin on tarafinsa Çarşı gibi bir yerin içinde lavabolar açık bırakılmış belki de unutulmuş orada ihtiyacinizi giderebilir alt kısımda Alaaddin caminin Park içinde sadirvajni bulabilirseniz abdestinizi alabilir Çarşı caminin musambasinda da namazını kılabilir siniz. Ama Eskişehir bir kez de gün ağarinca gezilmesi gerekiyor. Bakalım o ne zamana nasip olacak.
yol günlükleri
Son yıllarda siyaset konuşmaktan kaçar oldum hatta artık hazetmiyorum bile diyebilirim. Geçen yıl bu zamanları önce Doğu Anadoluya kadar güneyden girmiş iç Anadoludan dönmüştüm hemen ardından da balkanlara gitmiş 9 ülke 22 şehir görmüştüm. Şimdi uşak üzerinden Eskişehire geçiyorum. On yıl önce de geçmiştim bu yoldan. Dilimden sadece su dökülüyor, "Rabbim bu yolları yapanlardan, vesile olanlardan, planını çizen muhendistenz alın terini döken işçiden, emeği geçen herkesten razı olsun."
yol günlükleri
Gediz ovasını bastan sona bir kez daha gormek nasip oldu sıra uşak ve Kütahya ovasinda... Hem dostları arkadaşları öğrencileri ziyaret etmek hem de eski mekanları yad etmek ayrı bir keyif verito. Anadolu harika bir diyar ama ege ovası daha bir başka vesselam...