10/10
·600 syf.··
2026 191. kitabı
Divan edebiyatı bana hep mesafeli ve ağır gelirdi, ta ki Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn’una derinlemesine dalana kadar. Bu eser, modern dünyadaki "tüketilebilir" aşkların aksine; "yok olmayı", "pişmeyi" ve "gönülde yanmayı" anlatıyor.
Leyla ve MecnunFuzuli · Yelkenli Kitabevi · 20092,438 okunma
Puan vermedi·187 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:18
Şamanlık inancına göre ilk olarak kadın şamanlar vardı. Klasik şamanlık inancına göre seçilmiş olan kadın şamanlar ruhlarla çevrelenmiş dünyamızda bizleri koruyan, gözeten ve ötekilerin mesajlarını bizlere ileten kişilerdir. Rüzgârla, dağla, ağaçlarla konuşabilen içi ve dışı ruhlarla dolu bir varlık olan kadın şaman, dünyayı algılamada ve anlamlandırmada büyük bir görev icra etmiştir. Kadın, Sibiryalı bir halk olan Çukçi atasözünde denildiği gibi, doğası itibarı ile şamandır veya doğal olarak şamandır. Sadece Çukçiler değil, birçok kavim de kadınları ilk şaman olarak kabul eder. Kadın, doğumun efendisi olması, dünyaya yeni bir can getirmesi, yavrularıyla ilgilenmesi ve birlikte yaşama zorunluluğu itibarıyla toplumun biyolojik ve tinsel merkezi durumuna gelmiştir. Kadının doğurganlığı onun kutsanmasını sağlamıştır. Bundan başka bazı özel durumlar kadınların karanlık güçlerle de ilişki ve temas halinde olduğu inancını doğurmuştur. Ayrıca sözlü gelenekler, arkeolojik kazılar ve tarihî veriler kadınları şifacı, otacı, kâhin, falcı, kendinden geçen dansçı, kozmik yolcu olarak gösterir.
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Leyla ile Mecnun
Puan vermedi·416 syf.··
2026 41. kitabı
Eserimiz aslında iki kişiyi anlatmaktadır biri Fuzuli. Tabiki de kendine neden Fuzuli dendiğini çok önemli konu halinde işlemiştir; Dünyaya gelişi fuzuli olmayan bir kişinin gönlünden dökülen beyitlere, sözlere dem vuran ve her nefeste bize bunu yaşatan İskender Pala’ya ne kadar teşekkür etsek azdır elbet. Lakin böyle eserlerde divanda edebiyatında nirvana'ya ulaşmış Fuzuli’yi görmek ve şu an ki yetişen nesillere aktarmak tabi ki de taktir edilecek bir durumdur. İskender Pala gerçekten divan edebiyatını ve o dönemlere ait büyük şahsiyetleri kaleminde çok güzel anlatmaktadır. Her karakterde bir kez daha bizi yıllar öncesine götüren bir eser her beyitte gözlerden dökülen yaşlar... Kitabın temel konusunu ele almak gerekirse: bu kitap da “Mana’dan Madde’ye”, “Gönül’den Akıl’a”, “Soyut’tan Somut’a”, “Değer’den Değersiz’e” bir yol vardır ve akar gider. Ruhtan bedene gelen bir sevgi , ilgi ve malamayet... Hazine değerinde bilgileri 450 sene sonra tekrardan nakış nakış işlemek, tekrardan okuyucularına öğretmek için çabalamak gerçekten büyük özgüvendir bana göre.
1000Kitap
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 119. kitabı
Okuduğum kitaplar içinde bir ilk. Kitabın anlatıcısı yine bir kitap: Fuzuli'nin "Leyla ile Mecnun" kitabı. Tarih, aşk, macera, cinayet.. "Leyla ile Mecnun" kitabının 450 yıllık macerası, Kanuni'den Abdülhamit'e kadar geçen süre sürükleyici bir şekilde anlatılmış. Ben beğendim.
Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşkİskender Pala · Kapı Yayınları · 200423,5bin okunma
10/10
·314 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 12:55
Kitabı tek bir kelime ile ifade edecek olursam; bu çok “lezzetli” bir kitap derdim. Betimlemeler, yemeklerin tarifleri, astronomi, tarih, Fuzuli’nin beyitleri, saray mutfağı, iktidar savaşı, aşk hepsi bir arada. Tüm bunların birleşimi ile okurun hafızasında resmen eşsiz bir lezzet şöleni yaratıyor kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,031 okunma
“PİR-İ LEZZET”
10/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:48
‘Lezzet ağızda başlar Ama zihinde biter,’ diyen bir felsefenin romanı. Ama ‘göz görmez ise, dil-damak-burun da yabancılaşır.’ Çünkü ‘her lezzet görünüş ile bir bütündür…’ (alıntılar) Bu kitap damağımda güzel bir lezzet bıraktı, siz de tadına bakın isterim. Nasıl överim bilemedim; gastronomi, astronomi, tarih, arada Mevlana, Fuzuli gibi tasavvuftan zatların beyitleri de geçer. Osmanlı yemeklerinin inceliği, baharatların şifası, masal tadında bir kurguyla harmanlanıp okura sunulmuş. Bu yazardan daha önce kitap okumamıştım, ama İskender Pala’nın tarzına çok benzettim. İyi bir araştırma yapılmış, emek kokuyordu her bir sayfası. Okurken saray mutfağının perdelerini aralayıp, sanki pişen o leziz yemeklerin kokusunu alabiliyordum. Bu kesinlikle yazarın başarısı. Saygın Ersin Bey’in hayal gücü alkışlanacak türden, bunu da belirtmeden geçemedim.. Hem Osmanlı mutfak kültürünü yakından tanıyor, hem de saray içindeki gizemli ve entrikalı atmosfere tanıklık ediyorsunuz.. Kitaba dönelim: 17. yüzyılın Osmanlısında geçiyor hikâye. Topkapı Sarayı’nda taht değişikliği olunca, tahtın yeni sahibi tahtına varis olabilecek herkesin katlini ister, ölüm fermanı verir. Bu can pazarında 5 yaşında bir erkek çocuk sarayın mutfağına sığınır. İsfendiyar Usta sahip çıkar bu çocuğa ve onu yetiştirmek üzere Adem Usta’ya gönderir. Yanında bir de pusula yazar: Adem Usta kağıdı açınca şaşırır, kağıtta sadece ‘Pir-i Lezzet’ yazar (Pir-i Lezzet; doğuştan tatların, kokuların piridir), böyle bir yetenek dünyaya yüz yılda bir gelir çünkü. Bizim minik, bir lezzet ustasıdır. Ama ne kökünün saray eşrafından olması, ne doğuştan yetenekli olması ona hayatı kolaylaştırmayacaktır. Pir-i Lezzet olmanın hakkını verebilmek için uzun yolculuklara, meşakkatli tecrübelere ve de aşkı tatmasına ihtiyacı vardır. Çünkü önce
Roman - Tarih - Edebiyat
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,031 okunma