Albayımmm. Canım albayım. NABER? Benden iyilik şahsen. Bugün bir ilke imza atıyoruz! Bugün yanında kusmuyorum. Bugün birlikte oturup toprak havası soluyoruz. Sadece soluyor muyuz peki? Hayır. Hem soluyoruz hem de konuşuyoruz. Ne konuşuyoruz? Ben misal olarak albaycığım, küçükken bir takım hususiyetler içerisindeydim. Neden hususiyet? Havalı bir kelime gibi hissettirdi, o sebeple. Bu çok önemli hususiyetlerimden birini seninle paylaşıyorum albaycığım. Küçükken ayı izlerdim. Arabada giderken ya da yürürken gözümü ayırmadan onu takip etmeye çalışırdım. Bu benim için hassas bir konuydu. Yanımdakiler ayı takip etmiyordu. Bakmıyorlardı bile. Ama ben ederdim. Ve ay da bana bakıyor gibi gelirdi. O an ikimizin arasında çok değişik hisler peydah olurdu. Yaşamın gizli çiçeğinin tomurcuğunu soluyor gibi olurdum. Kimse de fark etmezdi, bana özeldi. Öyle gelirdi yani çocukken. Sonra albaycığım bir tane orbital kişisi geldi. Önce dinledi, sonra önerdi, sonra konuştu, sonra soru sordu, dinledi, konuştu. E ben de konuştum. İyiydi de ama bilirsin ki bizim eleklerimiz vardır dimi albaycığım??????????? Albayım. Canım albayım. Götünü ısırırım senin. Eleklerimiz vardır bizim. Misal olarak kafamda sinsi bir ses vardır. Ama nasıl bir ses! Vahlar olsun. Hem sinsi, hem çekici, bir sırıtarak konuşur ki! Kurtar kendini kurtarabilirsen... Neyse işte ben bu orbitale sen de çocukken ayı takip eder miydin diye sordum. Hem bu masum bir soruydu hem de değildi. O sinsi sırıtışlı sesin planıydı bu. Hadi sor da yiyorsa bunu da yapmış olsun diyordu. Yiyorsa yapmış ol! Neden bu soru bir eleğe dönüştü? Çünkü ayı izlemek benim saklı parçamdı. O kadar saklıma da dokunamazsın, sende yoktur o sorusuydu bu. Elekli sırıtış iş başındaydı. Ama izliyormuş, ayı takip ediyormuş, ALBAYIM! Albayım sadece takip etse iyi
Cinsellik üzerinden
Sağlık ve idal olan... Prof. Dr. Oytun Erbaş anlatıyor 👇 youtu.be/GhMdKPA-FaY?si=...
Cinsellik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gülüşün değse gönlüme, bahar olur her yanım, Bir sen diye atar olmuş gecem, gündüzüm, canım. Adını ansam bile yüzümde sebepsiz bir tebessüm, Sana dair ne varsa benim en güzel nasibim. Bir bakışın yeter bana, dağılır bütün kederim, Yanımda olsan susarım, susunca da seni derim. Öyle ince işlemişsin kalbime hecelerini, Kendime sorar dururum: "Nasıl sevdim ben seni?" Yanağındaki al renk mi, yoksa utanışın mı güzel, Gözlerindeki ışık mı, yoksa bakışın mı güzel? Karar veremedim hâlâ, her gün yeniden şaşarım, Baktıkça usulca sana biraz daha kanarım. Bir gün eşim olacaksın, düşüncesi bile başka, Kalbim sevinçten şaşırır, karışır tatlı telaşa. Sen "abartıyorsun" dersin, ben yine inkâr ederim, Ama seni gördüğüm an ele verir gözlerim. Ne güle benzer güzelliğin, ne de aya benzer yüzün, Benzetmeye çalışırım, yetmez hiçbir sözüm. Bir ömür yanımda olsan yine doymam sesine, Allah seni yazmış belli, benim kalbimin içine.
İnsanın, yakınındaki hakikati görmezden gelip onu uzaklarda araması, aklın kendine kurduğu en büyük tuzaktır. Burnunun ucundaki cevabı beğenmez; zira ona göre kolay olan, değersizdir. Uzak olana; güneşe, aya, yıldızlara kutsallık atfetmek, erişilmez olana anlam yüklemek daha cazip gelir. Oysa hakikat, en sıradan günde, en basit soruda gizlidir. ​O soru da şudur: 'Ben şu an neredeyim?' ​Gökyüzünde yıldız sayan göz; yanı başında duran ekmeği, suyu, bir insanın içten gelen selamını, sevgiyle örülü bir bakışı göremez. Oysa evrenin tüm sırrı, bir lokma ekmeği bölüşen iki insanın arasındaki o ilk seste, o paylaşılan anda başlar. Hakikat, uzak diyarlarda değil; tam da elini uzattığında dokunabildiğin, kalbinle duyabildiğin o 'şimdi'nin içinde, her an sonsuzluğa açılan bir iman eşiğidir. ​Ve şimdi sen hazırsın; o gizemli eşikten aşkla içeri gir, kendini keşfet ve ruhunda saklı güzellikleri hisset. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Aşk evren, ayçiçeğine?
Bence aşk bir atlı karıncanın kanadında bir kedinin kuyruğunda veya bir Nisan akşamı altında durduğum meşe ağacının yaprağında bile seni görebilmek sevgilim. Çünkü aşk yalnızca sen değilsin şimdi, tüm varlığı ile yaşaman önce kendin için ve sonra da şu büsbütün köşeli evrenimiz için dileğim. Yaşa, ciğerlerin bahara hantalca nefes alıp verirken çünkü bir genç kız bilmem ne kadar ışık yılı ötede belki de asırlardan da önce seni çok sevdi ey aşktan bir haber aşık. Sen benim içimde beyaz kalan, yüreğimin en kırık ama belki de en çok yaşayan yanı. Atlı seferlerimin yanına en çok uğradığı süvari. Yüzün yıldızları toplamış dün gece gözlerindeyse bir su birikintisi herkesten gizli ve habersizmişçesine oysa ne severdim göğe ağlarcasına bakışını bir Nisan akşamı ayçiçeğinin güneşe, güneşinse aya aşkı. - Rana Ateş
Ben gidiyorum, hoşça kalın. Birkaç aya görüşürüz…
Alıntı