JD Vance’in siyasi kariyerinin finansörü, akıl hocası ve vaftiz babası gerçekten de PayPal’ın kurucusu ve teknoloji milyarderi Peter Thiel’dır. Vance’in Yale Hukuk’ta öğrenciyken Thiel’ın bir konferansına katılmasıyla başlayan ve ardından Thiel’ın yatırım şirketi Mithril Capital’da çalışmasıyla perçinlenen bu ilişki, sıradan bir "sponsorluk" değil, derin bir ideolojik ortaklıktır. Vance’in dünya görüşünü ve arkasındaki Thiel felsefesini üç ana omurga üzerinden deşifre edebiliriz: 1. Açık Demokrasi Düşmanlığı ve "Teknolojik Otokrasi" Peter Thiel, 2009 yılında yazdığı ünlü makalesinde açıkça şunları söylemişti: "Artık demokrasi ile özgürlüğün birbiriyle uyumlu olduğuna inanmıyorum." Thiel’a göre modern kitle demokrasileri, verimsiz bürokrasiler (idari devlet) ve refah devleti talepleri üreterek teknolojik ilerlemeyi ve gerçek özgürlüğü engelliyordu. Vance’e Yansıması: Vance, Curtis Yarvin (Aka Mencius Moldbug) gibi Thiel’ın da yakından fonladığı "Karanlık Aydınlanma" (Dark Enlightenment) ve "Neo-reaksiyoner" teorisyenlerden besleniyor. Vance’in "Eğer Trump'ın yerinde olsam, devlet kademelerindeki tüm bürokratları kovar, yerlerine kendi adamlarımızı koyar ve Yargıtay bize dur dediğinde onlara meydan okurdum" şeklindeki çıkışları, doğrudan kurumları ve liberal demokrasiyi bypass etmeyi hedefleyen bu otokratik Thiel felsefesinin pratik siyasete dökülmüş halidir. 2. Nativizm (Yerlicilik) ve Küreselleşme Karşıtlığı Silikon Vadisi’nin geleneksel elitleri küreselci, sınırların olmadığı ve serbest ticaretin kutsandığı bir dünya hayâl ederken; Thiel ve onun çizgisindeki "Yeni Sağ", küreselleşmenin Batı medeniyetini çökerttiğini savunur. Vance’e Yansıması: Vance, Hillbilly Elegy (Hillbilly Elegy: Bir Kültürün Anıları) kitabında anlattığı o çöken, yoksullaşan beyaz işçi
Felsefe
Coğrafi olarak dünya yuvarlaktır; mutlak bir Doğu ya da mutlak bir Batı yoktur. Londra’ya göre Doğu olan İstanbul, Tahran’ya göre Batı’dır. Demek ki "Doğu-Batı arasında" dediğimizde bahsettiğimiz şey bir kara parçası değil, tarihsel bir fay hattı ve kültürel bir sarkaçtır
1000Kitap
Reklam
“Yüce Allah’ın yarattığı güzelliklerin hepsine hayran kaldım: göğe, aya, yıldızlara ve sana.”
Alıntı
Kleopatra
bugün buraya kalbimi bıraktığım, araştırırken "yuh bu kadar da olur mu" deyip hayran kaldığım o kraliçeyi ve onun gizemli ülkesini anlatmaya geldim: Kleopatra ve Mısır piramitleri popüler kültür bize Kleopatra'yı hep filmlerde falan sadece güzelliğiyle erkekleri parmağında oynatan biri gibi gösteriyor ... hepsi yalan! bu kadın aslında tam bir dahi, inanılmaz bir vizyoner ve tam bir İKOONN. üstelik içinde yaşadığı o gizemli Mısır dünyası ve piramitlerle ilgili öyle tatlı detaylar var kii öncelikle en büyük şoktan başlıyorum: bu kızımız aslında Mısırlı bile değil ? soyu Makedon Yunanistanı'na, yani Büyük İskender'in generali Ptolemaios'a dayanıyor. ama işin en saygı duyulası kısmı ailesindeki herkes Mısır halkını küçümseyip sadece Yunanca konuşurken, Kleopatra oturup sıfırdan Mısırca öğreniyor! sırf halkıyla gerçekten bağ kurabilmek, onların dilinden konuşabilmek için. bu bile onun ne kadar samimi ve halkına değer veren bir lider olduğunu gösteriyor hazır Mısır demişken piramitlere geçmezsek olmaz şimdi zaman algınızı tamamen altüst edecek o meşhur bilgiyi veriyorum: Kleopatra, kronolojik olarak Gize Piramitleri'nin (yani o bildiğimiz kocaman Keops Piramidi'nin) yapılışından ziyade, aya ilk insanın ayak basışına yani 1969 yılına çok daha yakın yaşadı! evet, . piramitler o kadar eski ki, Kleopatra bile bizim şu an piramitlere baktığımız gibi uzaktan hayranlıkla bakıyor, onların gizemini çözmeye çalışıyordu. yani piramitler onun için bile çoktan "antik tarih" olmuştu, inanılmaz bir detay ✨ peki bu piramitler nasıl yapıldı dersek: hani filmlerde hep köleleri kırbaçlayarak zorla çalıştırıyorlar ya, o da yanlış! piramitleri inşa edenler aslında ülkenin dört bir yanından gelen, maaşları ödenen, hatta öldüklerinde piramitlerin yakınına gömülme şerefine erişen saygın
sen gel de gönlümün yamacında bir çiçektir açsın kapkara odalarım ışığınla tanışsın sen gel de sahilim dalgaların uğrağı olsun kışın ortasında kuru dallarıma yusufçuk konsun - geldiğini hayal ediyorum ve güneş aya kavuşuyor denizin dibinde sürüklenen bir taş yerini buluyor geldiğini hayal ediyorum ve yurdum leylak kokuyor dağlar sıcak, Mehmetçiğim sağ oluyor - hele bir gel sen, gözlerim artık susacaktır sukunetini senin kırmızında taçlandıracaktır hele bir gel sen, atmaz yüreğim atacaktır buzlarını bir tek sana kırdıracaktır hele bir sen gel gülüm, bu avare vücut yaşamla tanışacaktır
Şiir
"BİR VEDAYLA ÖLÜNMEZMİŞ..."
Yıllar 𝐠𝐞𝐜̧𝐭𝐢, 𝐛𝐞𝐧 𝐲𝐨𝐫𝐮𝐥𝐝𝐮𝐦🍂 Dillerde kirlendi adım Ne uslandım ne duruldum Ben seni hiç unutmadım Takvim sonunu unuttu Bülbül kanını unuttu Düşman kinini unuttu Ben seni hiç unutmadım Çehren gibi baktım aya Kanadım toprağa suya Dağ taş düşerken uykuya Ben seni hiç unutmadım Sen beni erken unuttun Elveda derken unuttun Sen sözün varken unuttun Ben seni hiç unutmadım Sen gönlünce bir aşk düşle Hayata yeniden başla Sevgim üzerse bağışla Ben seni hiç unutmadım Kullar dinini unuttu Mahşer gününü unuttu Yollar yönünü unuttu Ben seni hiç unutmadım
Şiir
Reklam
Reklam