Rönesans döneminde kibar beyler rahatsız oldukları birinden kurtulmak istediler mi, bir torba altın verip etkisi keskin bir hançer satın alır ya da zehir sipariş ederlerdi. XVIII. yüzyıl, insan sevgisiyle dolup taşan bir dönem olarak, daha ince yöntemler kullanmaktadır. Siyasi rakiplere karşı artık hançer değil, kalem kullanmasını bilen bir el kiralanır; siyasi düşmanlar artık bedenen değil, ruhen safdışı bırakılır: Cinayetler, artık insanlar gülünç kılınarak işlenir. Ne mutlu ki, özellikle 1780'lerde iyi bir paraya en iyi kalemler kiralanabilmektedir.
Ve birden, bu uzun vaazın orta yerinde kâhince bir söz eder ki, insan tüyleri ürpermeden okuyamaz. Kardeşi bu bakımdan söylediklerini yerine getirmeyecek olursa II. Joseph, ileride kötü şeyler olacağını görmektedir; kelimesi kelimesine şöyle yazar: "Senin hesabına korkudan titriyorum, çünkü böyle devam edemez; La révolution sera cruelle si vous ne la préparez." -- "Devrim acımasız olacak."
Marie-Antoinette, Versailles'da, Fransız aristokrasisinin ve geleneksel âdetlerin orta yerinde kalmış olsaydı, tehlike çanları çaldığında prensler, dükler, bütün aristokrat ordusu yanında olurdu. Öte yandan, kardeşi Joseph'in denediği üzere, demokratik bir tavırla halka yaklaşacak olsaydı, Paris'in yüz binleri, Fransa'nın milyonları kendisini tanrıça mertebesine çıkarırdı. Fakat Marie-Antoinette, bu mutlak bireyci insan, ne aristokratların hoşuna gidecek tarzda hareket eder ne de halkın...