Yaratmak zevkinden, hayatın bizatihi bir hikmet olduğu hakikatinden dem vurdu, fakat çürük. Ne yaratacaksın? Yaratmak yoktan var etmektir. En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret.
“Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum. Belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim. İnsan bir şey yapmalı, öyle bir şey ki… Yoksa hiçbir şey yapmamalı. Düşünüyorum: Elimizden ne yapmak gelir? Hiç!..
Mesela ne zaman selam çaksam ya da asker gibi yürüsem beni cesaretlendiriyordun ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yiyip bir de yanında biraz içtiğimde beni desteklerdin yahut anlamadığım şarkıları söyleyebildiğim ya da senin sevdiğin klişeleri bir papağan gibi tekrarladığımda ama bunların hiçbiri benim geleceğimde yoktu.
İhtiyacım olaN şey biraz cesaret, biraz dostluk, yolumu açman için biraz yardımdı ama sen tam aksine yolumu kapatıyordun, elbette bunu beni başka bir yola girmem için ikna ederken tamamen iyi niyetliydin. Ama seçtiğin yola uygun değildim ben.