Fakat devam etmek var, denemek var. Geçmişi yok saymadan ama bir mezar misali içine kıvrılmak yerine albümdeki fotoğraflara bakar gibi dışarıdan bakmayı deneyerek. Oldu ve geçti diyerek.
Bir annenin tökezleyip yüzüstü kapaklanan evladını yerden kaldırırken söyleyeceği gibi, geçti, geçti, geçti.
Sevdiğim birine bakarken, bir yandan onunla etle tırnaktan bile yakın olmayı umar, bir yandan da asla hakiki bir yakınlık kuramayacağımızı bilmenin ıstırabını duyardım.
Uzun süre, düşe kalka da olsa yola devam ettiğimi sandım. Büyük hayaller kurmadım ama şaşaalı bir hayal kırıklığına dönüşmemek için de hayli çırpındım.
şöyle bir düşününce hayatının en güzel yıllarını şu veya bu kapının başında dikilerek, kapının içerdekiler tarafından açılmasını bekleyerek geçirmemiş miydi?