Şimdi,
içli içli bir uçurumun kenarında bekliyorum seni.
Ve biliyorum,
gelmeyeceksin beni tutmak için. Çünkü biliyorsun ben uçurumdan aşağı atlayalı çok uzun zaman oldu. Beni kaybedeli uzun zaman oldu ancak sana yağmurun yağışı ve yağmurun gökyüzünü terk edişi kadar kısaydı.
Öylece bekleseydim... tutar mıydın beni? Bu ihtimal üzerine yazdım lakin bu ihtimalin altında ezildim.
Bir karanlığa tutsak olmak, uçurumda yaşarken dibi görmek ve aydınlığa aşina olmak... dünyada bir matem havasına tutunmak. Siyaha alışmak ama maviyi sevmek gibi. Seni beklemek tüm ihtimallerin zaten öldüğünü bilmek.
Boşlukta kaldım biliyorum.