Durmak. Durduğunun farkında olmak.
Kitabı tek bir kelime ile özetleyecek olsam bu "farkındalık" olurdu. Şu an bu satırı okudğunun farkında olmak mesela. Şimdiyi her haliyle sevmek. Üzgünsende, kızgınsanda, mutluysanda.
21. yüzyıla bakınca çok değişik ve ön görülemez bir yere doğru gidiyoruz. İnstagram, Twitter, YouTube, İnfulcerlar, TikTok, 1000k, Snapchat, bir sürü ne işe yaradığını bilmediğimiz linkler, yalnızlık, her şeyin bu denli göz önünde olması, toplu linçler, tüketim çılgınları, türlü düşünce bağnazlıkları, yiyecek ve içecek konusundaki sınır tanımazlıklar....
Ve bu uzun listenin küçücük köşesinde "İnsan" dediğimiz mekanizma.... İnsan kalmaya çalışmak... Psikolojik sorunlarımız, sağlıkla ilgili endişelerimiz.... Kendimizi bunca kaosun içinde kaybetmemiz. Asıl mesele bu. İnsanlık insan olmaktan çıkıyor ve bu global bir sorun. Sadece tek bir kişiye, şehre, ülkeye özgü değil. Dünya giderek tükeniyor. Hızına yetişemiyoruz. Hedefler, başarıya olan doyumsuzluk, kaldı ki doyumsuzluk başlı başına bir sorun.
Bunca sorunun içinde işte psikolojik olarak verilen tepkiler. Şartlarınız ne kadar iyi olursa olsun. Bazen gerçekten ruhen her şey alarm veriyor. Ruhun diyor ki: "Hoop! Orada dur!"
Anksiyete, depresyon, türlü bağımlıklar.., sosyal hayatın içerisindeki kaygılar.. Hepsi seni alıp bambaşka bir yere götürüyor.. Belki sonu intihar..
İşte bu kitap tamamen bu sorunların sonucunda yoğun ve zorlu depresyon geçirmiş yazarımızın kendini iyileştirme çabalarını, tavsiyelerini, kendini bulmaya yolunu, hâlâ çabaladığını oldukça günümüz örnekleriyle anlatıyor. Kendisi bir uzman değil ancak çözümleri çok yaşanmış olduğu için illaki bir yerden sizi etkiliyor.
Zamanında (ve hâlâ) anksiyete, belki kısmi depresyon geçiren biri olarak her satırda kendimi buldum. Ve çabalarımızın,