Geçmiş insanın rüyası, gelecekse hayalidir. İnsanın önünde her gün bembeyaz bir sayfa vardır: Adı 'bugün'dür. Bir hak dostu, "Gün sizin misafirinizdir. Ona iyi davranın ki gidince iyiliğiniz den bahsetsin" der.
"Olgunlaşmamış sevgi, "Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var" der. Olgunlaşmış sevginin söylediği ise "Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum" dur."
Hıristiyanların teslis, übüvvet (Tanrı'nın babalığı) ve bünüvvet (Hz. İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğu) konusundaki bozuk inançlarını çürütme hususunda nâzil olan
بَد۪يعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌۜ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
âyet-i celilesinin pek yüce açıklamaları da pek önemli bir uyarıyı içermektedir.
Yani, "Gökleri, yeri misilsiz olarak yaratan O'dur. O'nun nereden çocuğu bulunur ki O'nun zevcesi yoktur ve her şeyi O yaratmıştır ve O her şeyi hakkıyla bilir" (En'âm 6 /101). Artık O bütün varlıklar âleminin yaratıcısı iken O'nda babalık, evlatlık nasıl düşünülebilir?