"Her şeyi elime, yüzüme bulaştırdım gibi. Ne yaparsam yapayım yaşamayı beceremiyor gibi hissediyorum. Bir hayatım olsun diye çabalarken daha da hayatsızlaşlaşıyorum sanki. "✨️ -E.S.G
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
𝙷ü𝚣ü𝚗 𝚢ェ𝚕ェ𝚗ェ𝚗 𝚑𝚎𝚖𝚎𝚗 𝚊𝚛𝚍ェ𝚗𝚍𝚊𝚗 𝚗𝚊𝚖𝚊𝚣ェ𝚗 𝚎𝚖𝚛𝚎𝚍𝚒𝚕𝚖𝚎𝚜𝚒 𝚝𝚎𝚜𝚊𝚍ü𝚏 𝚍𝚎ğ𝚒𝚕𝚍𝚒.. 𝙽𝚊𝚖𝚊𝚣 𝚎𝚗 𝚋ü𝚢ü𝚔 𝚝𝚎𝚜𝚎𝚕𝚕𝚒𝚢𝚍𝚒.. ᴛ𝚎𝚔 𝚝𝚎𝚜𝚎𝚕𝚕𝚒𝚖 𝚜𝚎𝚗𝚒𝚗 𝚑𝚞𝚣𝚞𝚛𝚞𝚗𝚍𝚞𝚛 𝚢𝚊 ʀ𝚊𝚋 𝚢ü𝚛𝚎ğ𝚒𝚖𝚍𝚎𝚔𝚒 𝚑ü𝚣ü𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚊𝚣𝚊𝚍 𝚎𝚝 𝚋𝚎𝚗𝚒..✨🍁
Din İslam
"Öğ𝑟𝑒𝑛𝑚𝑒𝑘, 𝑧𝑖ℎ𝑛𝑖𝑚𝑖𝑧𝑒 ℎ𝑒𝑝 𝑦𝑒𝑛𝑖 ş𝑒𝑦𝑙𝑒𝑟 𝑎𝑙𝑚𝑎𝑘 𝑑𝑒ğ𝑖𝑙, 𝑏𝑎𝑧𝑒𝑛 𝑏𝑖𝑙𝑑𝑖𝑘𝑙𝑒𝑟𝑖𝑚𝑖𝑧𝑖 𝑢𝑛𝑢𝑡𝑚𝑎𝑘 𝑑𝑒𝑚𝑒𝑘𝑡𝑖𝑟. 𝐺𝑒𝑟ç𝑒𝑘 𝑏𝑖𝑟 öğ𝑟𝑒𝑛𝑚𝑒; 𝑒𝑧𝑏𝑒𝑟𝑙𝑒𝑟𝑖 𝑏𝑜𝑧𝑚𝑎𝑘𝑙𝑎, 𝑦𝑎𝑛𝑙ış 𝑣𝑒 𝑙ü𝑧𝑢𝑚𝑠𝑢𝑧 𝑏𝑖𝑙𝑔𝑖𝑦𝑖 𝑧𝑖ℎ𝑖𝑛𝑑𝑒𝑛 𝑏𝑜ş𝑎𝑙𝑡𝑚𝑎𝑘𝑙𝑎 𝑏𝑎ş𝑙𝑎𝑟. 𝑅𝑢ℎ𝑢𝑚𝑢𝑧𝑢 𝑚â𝑠𝑖𝑣â𝑑𝑎𝑛 𝑏𝑜ş𝑎𝑙𝑡𝑎𝑙ı𝑚."🏵️ 𝒦𝑒𝓂𝒶𝓁 𝒮𝒶𝓎𝒶𝓇, ℬ𝒾𝓇 𝓀𝒶𝓁𝒷𝒾 𝒦ı𝓇ı𝓁𝓂𝒶𝓀𝓉𝒶𝓃 𝒦𝑜𝓇𝓊𝓎𝒶𝒷𝒾𝓁𝓈𝑒𝓂🖍️
Duygu ve Düşünce
"SİYASAL İSLÂM" DEĞİL "İSLÂMCI SİYASET"...
(...) Tersinden de delillendirilebilecek anlayış… CIA Ortadoğu Dairesi eski sorumlusu ve Büyük Ortadoğu Projesi baş mimarı Graham Fuller anlatıyor: - "Mısır’daki, diğer Arab ülkelerindeki İslâmî hareket, “İslâm tarîktir” diyor. Yâni “yolumuz odur” diyor. Bunu söyleyebilirler, ama bu isbatlanmış bir gerçek değildir. Hele siyasî bir program hiç değildir. Siyasî hayata katılıp sanat, vergi, sağlık, eğitim, sanayi politikalarının spesifik hatlarını açıklamak zorunda kaldıklarında, lâiklikle barışmaktan başka çare bulamıyorlar. O zaman İslâm’ın arkasına saklanma imkânları kalmıyor. Müşahhas hâle gelmek durumunda kalıyorlar. Müşahhas hâle gelme de uzlaşmayı beraberinde getiriyor. Eğer şiddete başvuran, devleti yıkıp İslâmî diktatörlük kurmak isteyen bir eğilim varsa, ki bu çok olumsuzdur, o zaman demokratik devlet elbette güvenliğini sağlayacak adımları atar. Zâten İslâmî hareketin önündeki en büyük görev de inançları çağa uyarlamaktır. Diğer yandan İslâm’ın bir de özel hayatta yeri var ki, o ayrı bir konu ve her zaman teşvik edilmeli. İster İslâm, ister Hıristiyanlık olsun, din fert hayatındaki ahlâkî değerleri güçlendiriyor. Ama din siyasete soyununca o zaman gerçekçi bazı “tavizler” vermesi gerekiyor. Biz söyleyince anlamayanlar, belki Amerikalı söyleyince uyanır gibi olurlar… Mursî de bunun sıkıntısını çekti, Taliban da çekti, İran da çekiyor… İş öyle “Kur’ân’dan yapacağız, Şeriatı getireceğiz, İslâm’ı hâkim kılacağız” demekle bitmiyor… Dâva, baştanbaşa bir sistem meselesi… Her örgüsü tezatsız bir bütün meselesi… İslâm’ı çağa hâkim kılmanın “vasıta sistemi” meselesi… Bu olmayınca, ya mağara devri hayatına dönmeye “İslâm” deniyor, yahut İslâm dışı sistemlere angaje olunmuş olunuyor… **Bu mevzuda dünyada Büyük Doğu-İBDA‘dan başka örnek ve
Akademya Yazıları
DİN SÖMÜRÜCÜLERİ ve MUHATAP ANLAYIŞ...
(...) Yine anlaşılmadığının ve daha uzun yıllar boyunca “acaba mı?” gibisinden bakılacağının farkındayım. Onun için daha basit örnekler vereceğim. Meselâ geçen gün Cağaloğlu’nda bir kitabçının camında şöyle bir afiş gördüm: -“Asr-ı Saadetteki İslâm’ı yayacağız!” Nasıl olacak bu? Sen Peygamber misin? Değilsin… Senin çevrende “Sahabîler” gibi bir örnek ümmet kadrosu mu var? Yok… Sen Asr-ı Saadetteki vasıtalara mı sahibsin; tıpkı onlar gibi yaparak mı İslâm’ı yayacaksın? O da değil… Beytülmal kuracak mısın, zekât toplayacak mısın, cihad edecek misin?.. Söz konusu bile değil… Eee?.. Daha çok soru sorarım ama, dikkat ederseniz, “aynısı” olmayı geçtik, “gibi”sine geldik, oradan da haber yok… Durun ben ne yapacaklarını tahmin edeyim: “Ey Müslümanlar, Asr-ı Saadetteki İslâm işte budur” diye kitablar yazacaklar, onları şu kalitede bir kâğıda basacaklar, şuradaki ve buradaki kitabevlerine dağıtacaklar, şu ve bu gazete, dergi ve internet sitelerine reklam verecekler, şu kadar miktar satacaklar, bu kadar para kazanacaklar… Peki, şunu sorayım: Bunların hangisi var Asr-ı Saadette? Hiçbiri… Özetle din sömürüsü yapacaklar. Emin olun, başka hiçbir şey değil… Yetmez mi bu kadar sahtekârlık, sahte Müslümanlık? İslâm bunlar için bir dâva değildir. İslâm bunlar için bir çıkar aracıdır. Bununla para ve şöhret kazanırlar. Onların gençlerine bakın: İslâm’ı “âhiretlik” bilirler. Orta yaşa gelince, geçim derdine girince, bu sefer İslâm onlar için “dünyalık” olur, geçim vasıtası olur, kazanç kapısı olur. __Ben senelerdir müşahede ederim bu ortamı: Hiç değişmez… Şu üniversitelerdeki gençliği, özellikle; ki onlar üzerine çok zengin intibâlarım var, belki bir gün kitablaştırırım da… Şöyle diyeyim: Gençliğin dinamizmini işte böyle sahtekârlıklarla, dolandırıcılıklarla
Akademya Yazıları