Gaf Ebesi

Bir gün ben otuz beş yaşıma girdim, bu bana tuhaf geldi, annemin yaşındaydım. İnsanların yaşıyla her zaman sorunum olmuştur. Zamanın sadece geçtiğini, durmadığını unutuyorum, insan ancak sonradan, bıraktığı izlerden anlıyor zamanı.
Sayfa 50
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayatımın en büyük şansı olduğundan haberi yoktu. Bunu ona söylemeye cesaret edemedim, o bana hislerimi bastırmayı öğretmişti.
Sayfa 96
Hayatı kötü bir rüya olduğu için ağlıyordu o
Annem bizi uyandırmamak için yorganının altında sessizce ağlıyordu. Önce onun kâbus ya da kötü bir rüya gördüğünü düşündüm ama devam edince, gerçekten de ağladığını anladım. Bir tek ben duymuştum, kardeşlerim uyuyordu. Normalde çocuklar ağlar, yetişkinler değil. Hele anneler hiç, onlar ağlayan çocukları avutmak için gelmişlerdir dünyaya. Burada roller tersine çevrilmişti. Tersine bir dünyaydı. Bir an kalkıp onu teselli etmeyi düşündüm. Cesaret edemedim. Üstüne çektiği yorganın altında sessizce ağlıyorsa, saklanıyor demekti. Ağladığı duyulsun istemiyordu. Bu bir kâbus değildi, bu sona erecek kötü bir rüya değildi. Hayatı kötü bir rüya olduğu için ağlıyordu o. Elimden bir şey gelmezdi.
Sayfa 69
Küçükken ölüm ve yetim kalma korkusuyla hastalık derecesinde endişeli yaşardım. Annem ne zaman evden çıksa, dönene kadar çok fena olurdum. Sonradan, Pierre Loti'de de aynı endişelerin olduğunu öğrendim. Bu yüzden onu daha da ilginç buldum. Benim için bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şey, annesini kaybetmekti. Babası o kadar mühim değildi. Annem gecikecek olsa, mutlaka ölmüştü ve ben de ölmek isterdim.
Sayfa 44