Bir gün "Bir Zamanlar" ile başlayan harika cümleler kuracağız. Kaldığımız yerinden hayatın, mutluluk yayılırken pencerelerimizden, sevdiğimiz şarkıları haykırarak tebessümle yad edeceğiz geçmiş günleri..
Keşke hep aynı kalabilse insan. Kızdığında, sevdiğinde, üzüldüğünde... Değiştikçe uzaklaşıyor, soğuyor ve başka biri olmak için göçüyor. Kimliklerimiz dahi değişiyor biz değiştikçe..
Artik insanlar sevmeye korkar oldu. Öyle duvarlar ördük ki kendimize yalnızlık fanusunda yaşıyoruz. Kimse kimseye tahammül edemiyor. Anlayışımızı yitirdik, katlanamıyoruz kimseye. Ben bunu en çok çağla birlikte kadının sosyal hayata bu denli yoğun katılması ve dışarıya karşı verdiği mücadele sebebiyle dişil eril dengelerin değişmesine bağlıyorum. Toplumsal eşitlik derken kadın erkek kavramlarının içi boşaldı ne yazık ki. Ve biz eşitlik kavramını çok yanlış anladık. Naifliğimizi yitirdik toplum olarak. Bir zamanlar bu toplum oldukça zarif bir toplumdu. Duygulara değer veriyorduk. Şimdi duygular günlük yaşam rutininde öğütülüyor. Her şeyi öylesine yaşar olduk ve öylesine derken mayamız bozuldu. İnsanlık mayamız..