Bu imkansızdı; ne de olsa insan kendi ışığını ona yansıtan kaç kişi tanırdı ki? İnsanlar daha çok -benzetme yapmak isteyen Montag mesleğinden ilham aldı- meşaleye benzerdi, bir esibtiyle sönene dek yanarlardı.
Yürüyorum,
revan sendin
kana bulanan ben
bağı çözülmüş bacaklarımı sürükleyerek
Yürüyorum,
dilek ağaçlarından umar gibi
öpüşlerini çaput ediyorum
Yürüyorum,
adımlarım ardımı çıkarmasın düşlerime diye
etimi çiçeklendiğim yerimden parçalayarak
Yürüyorum,
eksiliyorum,
yoluma kurban ederek seni
dilim lâl
rüzgar oynaşmalarında sesini yitirerek
içimdeki seni sızılarıma feda ediyorum
Yürüyorum,
seni soyunarak,
kanayarak,
sana ait olanı kavlatarak
Yürüyorum.
Gamze Bozkurt
Susmak yalnızlığın ana dilidir, Ömür hanım, şiiridir, beni konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben, kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yü- reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...Yalnızım Ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka- ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...Sularım toprağa sızıyor bak. Yüzümü geceler örtüyor. Binlerce taş saklanıyor içimde. Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?