İskelet Kadın'la yüzleştiğimizde, tutkunun "elde edilecek" bir şey değil, döngüler halinde üretilen ve tükenen bir şey olduğunu öğreniriz. Benzersiz, özverili bir sevgiyi yaratan şeyin bütün iniş çıkışlar boyunca, bütün sonlar ve başlangıçlar boyunca birlikte paylaşılan bir yaşantı olduğunu gösteren İskelet Kadın'dır.
Örneğin, kutuplara yakın bölgelerde anlatılan bazı öykülerde, sevgi iki varlığın birleşmesi olarak anlatılır. Bu birlik ikisinin güçlerini bir araya getirerek birinin ya da ikisinin ruh dünyasıyla iletişime girmesini, hayat ve ölümle dans eder gibi yazgıya katılmasını sağlar.
Bu türden bir seçim tarzıyla hareket ederken belli bir seçimde bulunmamızın nedeni, o sırada önümüzde seçenek bulunmasıdır. Bunun bizim istediğimiz şey olması şart değildir, ama ne ilginçtir ki, ona ne kadar uzun süre bakarsak bizim için o kadar cezbedici hale gelir.
Güçlü olmak, kas geliştirip şişirmek anlamına gelmez. İnsanın, kaçmadan kendi tanrısallığıyla kendi kafasına göre vahşi doğayla iç içe bir hayat yaşaması anlamına gelir. Öğrenebilmek, bildiklerimize katlanabilmek anlamına gelir. Dayanmak ve yaşamak anlamına gelir.
Şu ya da bu fark etmez hangi fikir, farklı kanaatleri tek kalıba döküp düzene sokmak üzere şiddete başvurursa, o andan itibaren artık bir ideal değil, vahşettir.