Stefan Zweig eseri. Başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin etmemiştim. Ama son sayfayı da çevirip kitabı kapattığımda kitaptaki adam gibi uzun süre boşluğa baktım.
Ana karakterin yerine çevremdeki insanları koydum, bazen de kendimi. Onun üzüntüsünü, hayal kırıklığını, yalnızlığını ve gerçekten kalbinin çöküşünü hissettim. Başta anlam verememiştim ama karakter kendini bir yerden sonra size öyle bir açıyor ki onu anlayıp ona acımaktan başka bir şey gelmiyor elinizden.
Bir babanın ailesi için elinden gelenin fazlasını yapıp onlara eksiksiz bir hayat sunarken kendisini harcaması, kendisini yok sayması ve bunun karşılığında onlardan gördüğü davranışlar. Gerçekten yıkıcı bir etki bıraktı bende. Hayatta varlığımızla, mutluluğumuzla mutlu olan, bizim için çabalayan insanlara hak ettiği gibi davranmaktan kaçınmamalıyız. Onların varlığının değerini bilip bunu onlara hissettirmeliyiz. Bütün bunları fark ettiğimizde her şey için geç olmaması dileğiyle...