Kelimelerin yazacağım her cümlenin içinde anlamını yitireceği veya tam anlamını bulamayacağı bir yerdeyim.
Yalnızlık ve sevgisizlik o kadar dipsiz bir kuyu ki, insan tek bir yerden bakınca sonsuza kadar buna mahkum olduğunu düşünüyor. Oysa dünyayı, ağaçları, çocukları, dağları, ovaları bambaşka yerden gören, dünyevi yaratımlarda güzellikler arayıp bulan ve kendini bunlarla mutlu edebilen Werther bile içindeki büyük boşluğu zarif ama imkansız bir aşk ile doldurmaya çalışırken bu yolda kendini kaybediyor.
“Gerçek sevgi öldürür mü, intihara sürükler mi yoksa uğruna ölünecek tek şey sevgi midir?” üzerine uzunca konuşulup düşündükten sonra bile cevabı olmayan bir soru bana kalırsa.
Eser, yayımlandığı tarih aralığında toplumu etkileyecek ve hatta yasaklanmaya kadar gidecek kadar varmış gerçekten. Altını çizdiğim satırlardan ötürü 3 günde okuduğum kitap resmen eskidi. Başka ne diyebilirim bilemiyorum…
Ağlamaktan gözlerim şişti, bir süre etkisinden çıkamayacağım…