..."Bayan Hammond?" dedi dük.
Jane hemen döndü. "Efendim?"
"Sabahtan beri bir şey yemediğiniz doğru mu?"
Lafı dolandırmanın gereği yoktu. "Yemedim, yemedik. Adamınız tam da yemek esnasında geldi ve bekleyemeyeceğini söyledi."
Dük düşünceli düşünceli başını salladı. "Sizin için bir şeyler hazırlanmasını söyleyeceğim."
"Teşekkür ederim."
"Ve bunun için birilerinin canını yakmam gerekecek."
"Bence kafanızı bir duvara vurun ki tehdidiniz boşa gitmemiş olsun."
Jane ne dediğini fark edince elini ağzına bastırdı ve özür dilemeden kaçarak odayı terk etti.
"Sence yanımızda yetişkin olmadan bekar bir erkeğin evine giderek doğru mu yapıyoruz?"
"Affedilmez bir hata yapıyoruz. Neyse ki kimsenin haberi olmayacak."
"Evin halini görenler bizi aramaya başlayacak ki o zaman öğrenmeyen kalmaz."
"Belki de öldüğümüzü düşünürler, Mary. Harika olmaz mı? Tam unutulduğumuz bir anda kötü ruhlar olarak ortaya çıkar ve Albertillery topraklarına lanet saçarız... Aslında iyi bir fikir. Hatırlat da bunu bir kitapta kullanayım."
"Hatırlatırım, şüphen olmasın. Phillip'e ne diyeceksin peki?"
"Ruhumu şeytana satmaya mecbur kaldığım için beni affetmesini, kendisine onu hak eden birini bulmasını ve lanetimin sadece annesinin başına bela olacağını söylerim."