Gamze

Gamze
@gamzeneWer
Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti
Puan vermedi·118 syf.··
2021 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2021 16:45
Kitap adından da anlaşılacağı üzere bir idam mahkumunun son gününü anlatıyor. İdam mahkumu hücresinde kalırken yaşadığı şeyleri, belki birinin eline geçer ve insanlar gerçekleri anlar, amacıyla yazmak istiyor. Yazar kitapta ölüm cezasını eleştirmektedir. O dönemin kan ile beslenen yaratıklarını eleştirmektedir. Kürek cezasını eleştirmektedir. Anlatılan şey oldukça mantıklı bir konu, oldukça iyi bir yere parmak basılmış.. Ancak özellikle kitabın ilk sayfalarında cümleler o kadar fazla uzatılmış ki 'ne gerek var ya hu?' diyorsunuz okurken. Fazlaca betimlemeler kullanılmış. Cümlenin bitmesi gereken yerlerde, nokta yerine virgül kullanılıp cümleler uzatılmış. Bu sorun herkese sorun yaratmaz, aslında sorun bile denemez. Sadece beni okurken biraz duraksattı. Benim gibi olan okuyucular için bunu belirtmek istedim. Bunun dışında anlatılmak istenen olay çok iyi bir şekilde anlatılmış. Biraz duygusal biraz da psikolojik bir kitap gibi. Tavsiye ederim, şimdiden iyi okumalar.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma
Reklam
6/10
·57 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2021 23:08
Franz Kafka'dan daha önce Dönüşüm kitabını okumuştum. Gregor Samsa'nın neden böceğe dönüştüğünü bu kitabı okuduktan sonra biraz daha iyi anladım. Yaşamında kendini böcek gibi hisseden Franz Kafka bunu Gregor Samsa üzerinden bizlere aktarmıştır diye düşünüyorum. Bu kitapta Franz Kafka, babasının "göğsüne yaslanıp yakınamayacaklarından yakınıyor." Franz Kafka her ne kadar bunları babasının suratına bakıp söylemiyor, bir mektup şeklinde yazıyor olsa da neredeyse her sayfasında "öyle düşünme", "yanlış anlama", "seni suçlamıyorum" gibi ifadeler kullanıyor. Hatta bunun hakkında kitabın ilk sayfasında şunu söylüyor: "Sana burada yanıt vermeye çalışsam, yanıtım epeyce eksik kalır, çünkü yazarken bile korkum ve bunun sonuçları beni senin karşında durduruyor..." Franz Kafka, babasının ona hissettirdiklerini anlatıyor bu kitabında. Ne üzücü, bir şekilde ben de dahil çoğu kişinin bu kitapta bahsedilen şeylerin çoğunu yaşamış olması. Okurken babamın karşısında hissettiğim duyguları hissettim. Bazılarında duygulandım bazılarında 'yalnız değilmişim en azından' dedim. Ama bu kitapta anlatılanlar çok ağır şeyler, en azından benim yaşadıklarım yanında ağır şeyler. Franz Kafka kitabın sonunda babasının bu mektuba ne cevap vereceğini bile söylüyor, özetlersek: "Eğer pek yanılmıyorsam bu mektupla da aynı şekilde asalaklık ediyorsun bana." Anlatıma bakarsak eğer Kafka'nın bu gözlemi de gayet doğru olmuş gibi duruyor. Kitap kısa ama içeriği çok derin. Bir günde bitirirsiniz ama eğer benzer şeyler yaşadıysanız kitaptan alıntılar beyninizi asla rahat bırakmaz. Okuyup deneyimlenecek bir kitap. Tavsiye ederim.
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254bin okunma
9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 22:22
·
Tolstoy! Kitabı ağzım açık bitirdim. Tek kelimeyle müthiş! Nasıl olur da bir insan ölüme bu kadar yakınmış gibi davranabilir? Nasıl olur da bir insan ölüm döşeğindeki bir insanı bu kadar iyi betimleyebilir? Dönüp dönüp son sayfaları tekrar okuyorum. Neydi o öyle? Ana karakterimiz, kitabın adından da anlaşıldığı üzere, İvan İlyiç. Kitap İvan İliç'in ölüm haberinin arkadaşlarına ulaşmasıyla başlıyor. Yakın arkadaşları da dahil ortamdaki herkes bu haberin "ölüm" kısmıyla değil de ölümünün onları etkileyen kısmıyla ilgileniyorlar. Gelebilecek terfiler veya cenazeye gitmek zorunda olmaları gibi... E sonuçta ölen kendileri değil ya! Evet aynen böyle düşünüyorlar. "Ne de olsa şu an ölecek değilim ya!" İşte İvan İlyiç de aynı böyle düşünüyordu. Ölümüne sebebiyet veren olayı bile hiç ciddiye almadan gülerek anlatıyordu. Gerçi, nerde bilebilirdi ki? İvan İlyiç'in gençlik yıllarına kadar geri gidiyor kitap. Birkaç sayfa sonra İvan İlyiç ölüm döşeğine düşüyor. Aynı hayat gibi, ne zaman ne olacağını bilemiyoruz. Son sayfalarında İvan İlyiç acı çekiyor. Çok büyük acılar, hem maddi hem manevi acılar. Sanki Tolstoy gerçekten ölümün kıyısına kadar gelmiş, nasıl acılar çekildiğini görmüş ve geri dönüp bizler için bu kitabı yazmış gibi. Gerçekten okunmalı ve okutulmalı diye düşünüyorum. Şimdiden keyifli okumalar..
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
5/10
·128 syf.··
2021 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 15:10
·
Ben bu kitabı bir, bir buçuk yıl önce okumak için elime almıştım. Ama bazı cinsellikler beni rahatsız ettiği için yarım bırakmıştım. Bu geçen zaman sonra kendimin biraz daha büyümüş olabileceğini düşündüm:) Ve tekrar okumak istedim. Akıl işte, insan bir buçuk yılda ne kadar büyür ki? Kitabı bu sefer okuyup bitirdim. Zaten kitap çok uzun değil isteyen 1 günde bile okur. Gerçi ben 3 günde okudum da ne anladım, bilmiyorum. Sayfa sayısı az olmasına rağmen bence biraz ağır bir kitap. Ana karakterimiz Zebercet'in babasından kalan oteli yönetirken yaşadığı şeylerin kendi kafasına yansımış halini okuyoruz. Konusuna çok bağlı bir kitap sayılmaz aslında. Örneğin son 10 15 sayfasında pek alakalı olmayan durumlardan bahsediliyor. Kitabı yanlış zamanda okuduğumu düşünüyorum. Belki gerçekten büyüdükten sonra, belki gerçekten iyi bir okuyucu olduktan sonra okusam çok daha iyi şekilde anlayacağımdır. Kitabı kesinlikle kötülemiyorum. Ama bence her yaşta okunması gereken bir kitap değil. Bir çırpıda okunacak kitap da değil. Ama nasıl bir kitap inanın bilmiyorum. Bir gün gerçekten büyüyüp bu kitabı tamamiyle anlayacağımı düşündüğüm zaman tekrar okursam buraya daha iyi bir inceleme yazacağımdan eminim. İyi okumalar.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Spoiler içerir..
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2021 21:42
Roman kahramanımız Raskolnikov, eski bir üniversite öğrencisidir. Bazı maddi imkansızlıklar yüzünden okulunu bırakmak durumunda kalmıştır. Eşya dolabına benzeyen küçücük bir odada tek başına yaşamaktadır. Raskolnikov, uzun süredir kafasında bulunan bir cinayet işlemeye hazırlanıyordur. Romanımız işte burada başlıyor. Raskolnikov yaşadığı evin baltasını kimseye gözükmeden alıp tefeci bir kadını öldürmek için kadının evine gider. Kadının kafasına baltayı vurup eşyalarını soyarken odaya tefeci kadının kardeşi girer. Ve Raskolnikov hiç planlamadığı bir şekilde "yanlışlıkla" çifte cinayet işler. Tefeci kadını soyup elde ettiği değerli eşyalar ve paraları da kullanmak bir yana, saymadan kocaman bir taşın altına gizler. Raskolnikov işlediği 'suç'un 'ceza'sını cinayeti gerçekleştirir gerçekleştirmez çekmeye başlar. Ama kahramanımıza göre bu cinayet bir suç değildir. Raskolnikov öldürdüğü tefeci kadının bir insan bile olmadığını, yalnızca bir 'bit' olduğunu düşünüyor. Bu sebeple bir suç işlemediğini hatta insanların işine yarar bir şey yaptığını savunuyor. İşte burada düşünmemiz gereken şey Raskolnikov'un daha önceleri gazeteye gönderdiği bir makalenin konusudur. Bu makaleye bakacak olursak, Raskolnikova'a göre dünyada iki çeşit insan vardır: olağanüstü insanlar ve normal insanlar. Bu olağanüstü insanların kendi amaçlarına ulaşmak için normal insanları ezip geçmeleri gerektiğini söylüyor. Hatta normal insanların zaten bu görev için var olduğundan bahsediyor. Olağanüstü insanlara da Napolyon örneğini veriyor. Ve kendisi de bir Napolyon olarak bu cinayeti herkesin yararına olduğunu düşünerek işliyor. İşte bu romanda çifte cinayet işlerken odanın kapısını açık unutan bir adamın ruh halini anlamaya çalışıyoruz. 'Çalışıyoruz' çünkü koskoca Dostoyevski yani:))) İyi okumalar
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Reklam