Gamze

Sevgi Soysal'ı, Füruzan'ı, Erdal Öz'ü, Aziz Nesin'i okuyordum. Nereye ulaşacağımı bilmeden, bir kör gibi, anlattıkları duygulara dokunarak okuyordum. Okurken ağlıyordum, gülüyordum; anlıyordum. Bütün okuduklarım kafamda ayrıntılı bir harita çiziyordu. Şunlar insan duyguları... Ölüm korkusu, acı, çile; katliamlar, mülteciler, açlık; kalbimize yürüyen büyük ırmaklar. Şurası Afrika, Güney Amerika, Asya; adaletin yüksek dağları... Bu haritayla hangi ülkeye gidilir? Haksızlığın ülkesine mi?
Sayfa 186 - Sia Kitap·Kitabı okudu
Reklam
Kulağımız hep radyoda. Hep Demirel konuşuyor, hep Erbakan konuşuyor; neydi o adamın adı; hep o konuşuyor... Şimdi bunlar sütten çıkmış ak kaşık gibi büyük büyük laflar ediyor ya; dönüp bir kendi eskilerine baksınlar... Hepsi katillerin sırtını sıvazladı... Bunların akıl hocaları, beybabaları, o zaman İçişleri Bakanıydı. Şimdi, benim gibi cahilleri kandırıyorlar...
Sayfa 183 - Sia Kitap·Kitabı okudu
Eğer seni yoğurmamışsa bir fikre ait olamazsın...
Sayfa 139 - Sia Kitap·Kitabı okudu
Şimdi, bir avuç çocuktular, anarşisttiler filan diyorlar ya, kulak asma! Bu kadar haksızlık varken, ya ne olacaklardı?
Sayfa 120 - Sia Kitap·Kitabı okudu
İnsan ne yaşadıysa gençliğinde yaşıyor. Gençken daha verimli düşünüyor, adaletli oluyor. Sonradan her şeye alışıyoruz; haksızlığa, hukuksuzluğa...
Sayfa 119 - Sia Kitap·Kitabı okudu
Reklam