İnsanın, dünyaya hazırlanırken noksanlarının ve hazırsızlıklarının bulanık suyunda çırpınmaktan başka bir şey yapamadığını sanıyoruz. Oysa insan bu çamurda büyüyor ve büyürken tanık olduğu her şeyi vakumlayıp, konsantre hale getirip saklıyor. Hatta bu çamurun içinde kendini yaratıyor, çamurun kendisi oluyor.
Sonunda şu fikre vardık ki, güçlü olmak denen şey, çaresizlikten doğuyor. Işığın, karanlığı beyaza boyaması gibi bir şey... Karanlık olmazsa ışığı hissedemeyiz ki...
Ama siz, ah budala herifler... Bu şarlatanlar size, eleğe keçi sütü sağacağını söylüyor, siz de inanıyorsunuz. Suya batmanızı istiyor, pattadak giriyor, zatürree olmak üzere üşütüyorsunuz. Cumartesi günlerinde, yani Şabat günü, pirelerinizi öldürmenin büyük günah olduğunu söylüyor. Siz de öldürmüyorsunuz, bekliyorsunuz, onlar sizi öldürsün.