Sinsice yaklaşır zaman, gün be gün, saat saat, zehirlenmiş adımlarla teker teker, öylesine saygılı ve düşünceli olduğundan el altından yaptıkları fark edilmez ve bizi asla bir dürtü veya irkilme yaşatmaz. Her sabah yatıştırıcı ve sabit yüzüyle belirir ve olup bitenlerin aksi yönünde bize güvenceler verir. Her şey yolundadır, hiçbir şey değişmemiştir, her şey, yani güçler dengesi tıpkı dünkü gibidir, hiçbir şey kazanılıp kaybedilmemiştir, yüzümüz, saçlarımız, dış görünümümüz aynıdır, bizi seven hala sevmekte, bizden nefret eden hala nefret etmektedir. Halbuki tam tersidir, mesele şu ki, zaman hilekarca dakikaları ve düzenbaz saniyeleriyle bunun farkına varmamıza müsaade etmez, ta ki tuhaf, akla hayale gelmeyecek bir gün çatıp da hiçbir şey daima olduğu gibi olmayana dek.
...
Biz böyle yıllardır vatanı
Cezaevlerinden seyrediyoruz
Tarihin en aydınlık çağında
Ipıssız bir adada unutulmuş gibiyiz
Açıklardan geçip gitmiş sıra sıra gemiler gibi yıllar
Seninle başladı hep seninle bitecek
Sen çeltikte yolda fabrikada madende
Sen ince hastalığın sıtmanın yemi
Sen beylerin paşaların kandırdığı
Sen yırtılmayan bayrak batmak bilmeyen gemi
Çöllerde Kafkas'larda Kunuri'de yandın Sen Mehmet'im sen ne kazandın
Sayfa 61 - Ayrıntı Yayınlar, 15 Ekim 1953·Kitabı okudu