'Hak edilmesi' gereken bir başka yaşam umudu ya da yaşamın kendisi için değil de onu aşan büyük bir düşünce için, en yüce olan için yaşayanların hilesi, ona bir anlam verir ve ona 'ihanet eder'.
Her şey işi karıştırıyor böylece. Buraya kadar sözcükler üzerinde oynanılması, yaşama bir anlam vermeyi yadsımanın ister istemez yaşamın yaşama çabasına değmediğini söylemeye götürdüğüne inanılıyormuş gibi davranılması boşuna değil.
Birçok nedenlerden dolayı yaşamın buyurduklarını yapar dururuz, bu nedenlerin birincisi de alışkanlıktır. İsteyerek ölmek, bu alışkanlığın gülünçlüğünün, yaşamak için hiçbir derin neden bulunmadığının, her gün yinelenen bu çırpınmanın anlamsızlığının, acı çekmenin yararsızlığının içgüdüyle de olsa benimsenmiş olmasını gerektirir.
Fichte’ye göre, kaçınılmaz olanın dışında dış ticaret
diye bir şey bulunmayacaktır. Herkes askerlik hizmeti görecektir: herkes dövüşmek zorundadır; ama maddî refah için değil, özgürlük için değil, anayasayı savunmak için değil de, «soylu bir kafaya sahip olanların uğrunda kendilerini seve seve feda edecekleri ve aynı şekilde, sadece başkalannın var olması için var olan sefillerin de kendilerini uğrunda feda etmeleri gereken, ulusu ebedî bir elbise gibi saran yüce yurtseverlik alevi »nin dürtüsü altında dövüşmek zorundadır.