Ben hiçbir yolculuğa hafif çıkamadım. Bavulumdan önce kalbim doluydu hep. Bir yerden bir yere giderken asıl geride kalan bendim; söyleyemediklerim, yarım kalan vedalarım, içimde kapanmamış cümlelerimle. Gitmek çoğu zaman bir tercih değil, bir mecburiyetti bende. O yüzden ardıma bakarken el sallayamadım hiç. İstediğim gibi vedalaşamadım kimseyle. Ne bir sarılma tam oldu, ne bir “hoşça kal” içime sindi. Hep aceleye geldi ayrılıklarım, sanki dünya durursa ben vazgeçecekmişim gibi. Oysa bazı vedalar zaman isterdi, cesaret isterdi. Bende ikisi de eksikti.
Yollar uzundu ama asıl yoran mesafe değildi; içimde taşımak zorunda kaldığım kırgınlıktı. Otobüs camından dışarı bakarken geçen manzaralar değil, geçemeyen anılar ağır gelirdi. Her yolculuk biraz kaçıştı, biraz da kendime dönüş. Belki de bu yüzden hiçbir yere mutlu gidemedim. Çünkü bazı insanlar mutlu gelmek için değil, eksik kalmamak için gider. Ve bazı vedalar yaşanamadığı için, insan bir ömür yolda kalır.
Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
İşin yoksa çiçek al, saç tara, parfüm sık.
Küsmesi, barışması, ayılması, bayılması
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması