Kaan Ö.

Kaan Ö.
@gavroche
29 kütüphaneci puanı
125 okur puanı
Mart 2013 tarihinde katıldı
Reklam
"Bir gün aynaya baktım ve karşımda yaşlı bir adam gördüm." dersiniz ve ne dediğinizi kimse anlamaz. Sözlerinizi anlayanlar dahil. "Bir gün aynaya baktım ve karşımda yaşlı bir adam gördüm." dediğinizde ne dediğinizi kimsenin anlamaması, bir gün aynaya baktığınızda karşınızda yaşlı bir adam görmenizden daha kötüdür. "Bir gün aynaya baktım ve karşımda yaşlı bir adam gördüm." sıradan bir cümledir. Bu cümleyi siz de daha önce defalarca duymuş, "Bir gün aynaya baktım ve karşımda yaşlı bir adam gördüm." diyen kimsenin ne dediğini anladığınızı düşünmüşsünüzdür. Ta ki, bir gün aynaya bakana ve karşınızda yaşlı bir adam görene kadar. Sözlerinizi duyanlar, bu sözlerin ne ifade ettiğini anladıkları için, ne söylemiş olduğunuzu da anladığınızı zannederler. Ne dediğinizi anlamadıkları halde anladıklarını zannettiklerini derinden duymak bizi ya bir kuleye hapseder ya da fildişi kuyu yalnızlığında bir yere götürür. "Bir gün aynaya baktım ve karşımda yaşlı bir adam gördüm." dediğinizde ne dediğinizi anlatabilmek için, 4211 sayfa, yedi cilde bölünmüş ve içinde "Bir gün aynaya baktım ve karşımda yaşlı bir adam gördüm." gibi bir ifade geçmeyen bir roman yazmak gerekir. Fildişi kuyudan çıkabilmenin tek yolu budur. Bana göre Marcel Proust bunu yapmıştır.
Sayfa 199 - İthaki Yayınları
Edebiyat
Çevirmenin önsözünden...
James Averill duygulanımın doğasını şöyle anlatıyor: 'Emotion' Latince 'e+movere'den türetilmiştir. Fiziksel ve psikolojik rahatsızlık, huzursuzluk, ıstırap, çalkantı, altüst olma durumlarına karşılık olarak kullanılır. Duygulanımın psikolojik durumlar için kullanılması yeni bir gelişmenin sonucudur. Neredeyse 2000 yıldır (eski Yunan'dan on sekizinci yüzyıl ortalarına kadar) duygulanımlardan "tutkular" olarak söz ediliyordu. Tutku, yani 'passion' ise Latince 'pati' (acı çekmek) ve Yunanca 'pathos' sözcüğünden gelir İngilizcede edilgin (passive) ve hasta (patient) sözcükleri de aynı pati kökünden türetilmişlerdir. Bu kavramların kökündeki düşünce, bireyin bir değişmeyi başlatması ya da bir eylemi gerçekleştirmesinin tersine, başına gelen bir değişime katılmakta veya bu değişimden acı çekmekte olduğudur. Kavranma, kıskıvrak tutulma, yırtılma, parçalanma, altüst olma, darmadağın olma duygulanımı dile getirirler. Duygulanımlar bizim neden olduğumuz şeyler (eylemler) değil, başımıza gelen durumlardır (tutkular).
Sayfa 30 - Metis Yayınları
Felsefe