Gazi Maraş

Hayat beni katıp sürüklemesin diye sürükledikleri­ne bakıp onlardan ayrı bir baş tutmak istedim. Çünkü hayat­tan iğreniyordum. Nesini öğrenip, anlayıp, anlamlandırılmış haline şahit olsam, ikna olsam da bu iğrenme duygum ve burada olmaktan duyduğum utanç hiç geçmedi. Bunu kime şikayet edeceğimi çok düşündüm, bu utancı kime aktarayım diye dört döndüm ama nafile. An oldu ya da gün oldu şartlar sebebi ile iğrenmede beni geçenler de gördüm ama buna hiç inanmadım. Onlar hayattan değil şartlardan iğreniyorlardı. Ben bütün şartları sıyırdığımda kalandan iğreniyordum. Tabakta kalandan değil ya da önüme konandan değil, tabağın kendisinden ve önüme bir şey gelmesi, konması halinden iğeniyordum. Bu tiksintim hiç hafiflemedi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bana derler ki "Veren el, alan elden hayırlıdır." Ben de de­rim ki "Elin vergisi canın sevgisi." Bana derler ki "Verilenler, günahları örter, perdeler." Ben de derim ki "Örtülüp, perdelenecek şeyleri azaltmak daha iyi değil mi?" Bana derler ki "Verenin malı artar." Ben de derim ki "Ma­lım artsın diye vermek, vermek midir, almaya hazırlık mı?" Bana derler ki "Öyle bir ver ki, sağ elin verdiğini sol elin görmesin, bilmesin." Ben de derim ki "Peki bu sağ elleriniz nasıl bu kadar meşhur oldu?" Bana derler ki "Az sadaka çok kaza bela savar." Ben de de­rim ki "Çoğunu verip gelecektekiler de dahil hepsini birden savuşturmak daha iyi değil mi o zaman?" Bana derler ki "Olmayanı verdiğinle sevindirmek mevcu­dunun zekatıdır." Ben de derim ki "Olmayan -olmayan -ol­ maya sen -verip de sevindiren- olmaya ne çabuk, ne kolay­lıkla alışmışsınız. Rolleri değiştirmek, biraz da sen alıp da se­vinen olmak ister misin?" Bana derler ki "Biz, bize verilenlerle böyle olduk." Ben de­rim ki "Sizin gibi olmamak için her şeyimi vermeye de, hiç­ bir şeyimi vermemeye de ahdettim."
Bir şeyin aslını aramak yüzde doksanını bulamamaktir...
….sadece yirmi yıl içinde şehirlerdeki yürüme hızında yüzde lO'luk artış olmuş
"Derinlik için zaman gerekiyor. Derinle­ mesine düşünmek gerekiyor. Her şeye yetişmeniz, her dakika e-pos­ ta göndermeniz gerektiğinde derinliğe ulaşacak zamanınız olmuyor. İlişkilerde derinlik için de zaman gerekiyor. Enerji gerekiyor. Uzun zaman aralıkları gerekiyor. Kendinizi adamanız gerekiyor. Dikkat göstermeniz gerekiyor, değil mi? Derinlik gerektiren her şey zarar görüyor. Yüzeye doğru çekilip duruyoruz."